Çalışma Programı


Öğrenci psikolojisi alışagelmiş normal insan psikolojisinin kendi benlik çatısı altında farklı tür ve aşama seviyeleri kayıt ederek farklı işlevleşen bir dış psikoloji türü olarak bilinmektedir… Bu terim tıp alanında farklı anlatım biçim ve şema örneklendirme türleriyle her ne kadar ifade edilmeye çalışılsa da bilimsel görüş ve metotlarla, öğrenci koçluğu yönlendirmesinde tek bir ortak görüş olduğu savunulmaktadır… Buda Öğrenci Psikolojisinin tamamen kişi baz odaklı olarak kronik bir vaka olmasından kaynaklandığı yönündedir… Yoğun ve stres dolu tempolu ders dinleme akışları, gün bitiminde ev ortamında tekrardan aynı koordineli motivasyonu sağlama girişimciliği, geleceğe yönelik oluşturulan hedef, ideal, kariyer, mesleki statü ve sınav kaygısı kişide istem dışı olarak tamamen kendi iradesiyle oluşturmuş olduğu bir dış psikoloji çatısı altına nüfus etmektedir… Kendi kendini bizzat teşvik ederek nüfus çatılaşmasına sebep olan kişi kendisini konumlandırmış asıl kişi olarak gösterilmektedir… Buda genellikle öğrenci kesiminin belirli bir yüzdelik seviyesi içinde oluşum gösteren kronik olarak bir vaka halini almasıyla örneklendirilebilinir… Örneğin; Sınav stresi psikolojisini taşıyan birkaç öğrenci adayına içinde bulundukları ruhsal psikolojilerini ifade etmelerini söylediğimizde çoğunluk olarak “Ders motivasyonumu sağlayamıyorum, sınavda ya yapamazsam korkusu yaşıyorum, ailemi hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.” gibi bilindik klişe cümleler duymak mümkündür… Aslında öğrenci adayı tarafından olayın ilerleyişi kendince yeteri kadar gerekli bir endişe duygusu oluştursa da biz koçlar tarafından bakıldığında ise yeterince gereksiz bir tablo halini almaktadır… Çünkü kişi öncelikle kendisinden emin ve özgüven dolu olduğu bilincini benimsemelidir… Sonraki ilerleyen süreçte ise ailesi, öğretmenleri, arkadaşları ve diğer çevre topluluğu öğrenci adayından tamamen emin olarak bu kadar gereksiz evhamı, kaygıyı ve stresi yaratmasına asla gerek yoktur… Bu her iki taraf içinde öncelik arz etmektedir… Yani etkileşim halinde riski azaltma önceliğidir… Bir anne çocuğu için şunu gönül rahatlığı ile söyleyebilmesi gerekmektedir… “Ben çocuğuma güveniyorum, inanıyorum ve sonuna kadar arkasındayım, destekçisiyim…” Doğru olan motive, destek maniplemesi budur… “Sen yapamazsın, sen başarılı olamazsın, bu senede sınavı kazanamayacaksın, ya da sen sınavı bu çalışmayla kazanamazsın.” yaklaşımı değil… Bu tamamen gurur kırıcı ve özgüveni yok eden bir yaklaşım şeklidir… Sürekli düşünülen kaygı ve korku motivasyonu düşürmekten, konsantrasyonu bozmaktan, dikkat eksikliği oluşturmaktan, hata yapmaktan, sağlık olarak bir takım sorunlar oluşturmaktan, kararsızlığa sevk etmekten başka hiçbir işe yaramaz… Buda tamamen öğrenci adayının gereksizce girebileceği bir bunalıma, depresyona sebep olması için yeterlidir… Uykuları kaçan, sürekli uyku ve baş ağrısı problemi yaşayan öğrenci adayı ve ebeveynden sağlıklı sonuçlar bekleyemeyiz… Telaşa asla lüzum yok… Gereksizce insanın dengesini bozan bunalım dolu psikoloji ruhaniyetine ebeveyn girmeyecek ki öğrenci adayı da bu ürkek psikolojiden etkilenip yakalanmasın… Ebeveyn, öğrenci adayına asıl olarak ifade etmesi gereken mantıki cümleler tamamen şunlar üzerine kurulu ve odaklı olmalıdır…

• Ailen olarak sana güveniyoruz.
• Sana inanıyoruz.
• Sen yaparsın.
• Yapabileceğini biliyoruz.
• Tercihine saygı duyuyoruz.
• Bu senin hayatın, sonucu her ne olursa olsun arkandayız olana kadar yanındayız.
• Senin destekçi bir ailen var bunu unutma.
• Kendini asla üzme ama yapabileceğinin de en iyisini yapmaya çalış…

Şeklinde yaklaşımlar bir öğrenci psikolojisi için en iyimser yaklaşım tarzı ve motive etme metodudur… Öğrenci adayı bu güven eforu sayesinde olayı kendi benliğinde çözerek maniple etme girişiminde bulunacaktır… Zaten bir yönelim, oluşum, harekete geçiş, sorumluluk ve disiplin sahibi, idealist bir ruh benliğine bürünecek olan öğrenci adayı çevresindekileri hayal kırıklığına uğratmamak için ana çetrefil bir mücadele, bir savaş içerisine girecektir… Buraya kadar her şey anlaşıldığı düşüncesi içerisine girerek şimdi öğrenci adaylarımın asıl problemi olan çalışma programından bahsetmeye başlayarak aşama aşama problemleri çözüme kavuşturmaya ilerleyebiliriz…

Sevgili öğrenci adayım, okul veya etüt sonrası akşamdan sabaha kadar süregelen ders çalışma maratonunu sürdürdüğün ev ortamına gelerek tarafına ait olan odana geçiş yapıyorsun… Yardımcı rehber öğretmenlerin tarafından ya da kendi kişisel yaşam tarzına göre hazırlamış olduğun ders çalışma programına öncelikle bir göz atıyorsun… Dolayısıyla kaç saat çalışacağın, kaç dakikada soru çözeceğin, saat kaçta başlayıp, ne kadar mola vereceğin, yemek yeme, bir şeylerle ilgilenme gibi vs. çok amaçlı birden fazla uygulayacağın eylemler olacaktır şüphesiz… Sürekli aktif olan çalışma programın bazı zamanlarda ummadığın bir davetsiz misafir veya aniden gelişen olaylarla da yarıda kalmasıyla sonuçlanabilecektir… Programı sürekli aksatmanda seni rahatsız edecek ve kendini bazı zamanlarda suçlu hissederek derslerde ihmalkâr davranabilecek hale geleceksin… Ama artık bu yazıyı okuduğun için şanslı olduğunu söyleyerek seni ve sen gibi diğer öğrenci adaylarını rahatlatabilirim umarım… Çünkü zaman zamanda olsa bir çalışma programına bağlı yaşamak veya uymak gibi zorunluluğun olmadığını bilmelisin ve bunu kendine dert edip, asla sorun etmemelisin… Sen seni bilen en iyi kişisin… Kimse senin hangi saatlerde verimli olduğunu, çalışma kapasitenin ne seviyede bulunduğunu, ev ortamının sessizlik haline bürünme saatini hiç kimse senden daha iyi bilemez öyle değil mi sende bana katılıyorsun? O halde birazdan söyleyeceğim bütün uygulamaları dikkate almanı daha kaliteli bir başarın olması için ısrarla tavsiye ediyorum…

Bunun için ilk kural en ideal çalışma programı başında her gün yatmadan önce mutlaka ders tekrarıyla başlıyor… Akabinde ise verilen ödevleri yaparak verimliliği artırmak, olabildiğince test çözmek ve ara molalarda birkaç sayfa kitap okuyarak beynini boşaltmaktan ibarettir… Unutma, kimse seni senden ve senin içinde bulunduğun ortamı senden daha iyi bilemez… O vakit kendi çalışma saatlerini ve neler yapmak istediğini kendin belirle… Bir programın mutlaka olsun ama asla bir programa da bağlı yaşayarak kendini mahkûm etme… Burada önemli olan tamamen senin verimli çalışmanla kaynaklıdır, koca koca soru bankası kitaplarına kendini kapatıp rekor sorular çözmek değil… Birkaç farklı dersi üst üste yükleyerek aynı anda çalışmakta değil… Buda motivasyonu bozan ve kişideki verimliliği azaltan bir diğer olumsuz etki olarak karşımıza çıkmaktadır… Kafan her daim berrak olmasına dikkat et… Çok düşünüp, çok çalışarak enerji kaybetmek, uykusuz kalmak yerine uygun zamanda, uygun ortamda çalışma ritüellerini uygulama hareketine geçiş yap… Her çalışmaya hazır konuma geldiğin vakit zor derslerden kolay ders akışına doğru ilerlemeye çalış ki verim düştüğünde beynin algılamada zorluk çekmesin… Zor konuları ilk motivasyon ve algı sinyallerinin açık olduğu dakikalarda anlaman kolaylık sağlayacaktır ama verim düşüşe geçtiğinde ise ne yazık ki bu zorluk çekmene sebep olmaktadır… Her insanın fiziksel ve ruhsal anatomisi yaratılışı gereğince farklı olduğu gözetildiği gibi beyin işlevleşenin verimli olduğu çalışma saatleri de kişiye göre elbette değişkenlik göstermektedir… Verimli olduğun saati belirleyerek asla es geçme… Çalışma öncesi odanı havalandırmayı ihmal etme… Mutlaka bol oksijen dolu bir odada ders çalıştığının farkındalığında ol… Aydınlık ve ışık seviyesine de elinden geldiği kadarınca dikkat et… Odanı aydınlatacak olan ampul tercihi olarak beyaz ışık dediğimiz floresanlar yerine sarı ışık veren ampulleri tercih etmek göz sağlığımız için verimli olacak ve gözlerini yormamasında etkili olacaktır… Düzenli bir çalışma ortamı her şeyden önce gelir… Masa ve oda dağınıklığının olmamasına özen göster… Ve harika bir çalışma öncesi altın kuralı sakız çiğnemenin beyine olan etkisi işlevi olduğunu mutlaka bir kenara dipnot düş… Çünkü ders öncesi birkaç dakika çiğnenen sakız beynin ‘hippocampus’ denilen düşünme organına jimnastik yaptırarak düşünmeyi artırdığı bilimsel olarak da açıklanmıştır… Bir diğer çalışma programını uygularken dikkat edilmesi gereken kurallar ise çalışma saatlerinde konuya bir türlü hakim olamadığın süreçtir… Uygulama, odaklanma problemi yaşıyorsan, konuyu ısrarla anlamak yerine o ortamı terk ederek fiziksel aktivite yöntemleriyle rahatlamayı tercih etmendir… Birkaç dakika yapılacak olan yürüyüşler eski motivasyonunu tekrar kazanmana yardımcı olacaktır…

Yoğun ders çalışma tempolarında yorulan gözlerini de ara ara soğuk su ile yıkayarak şoklama etkisi yaratabilirsin ve sürekli masa başında oturmaktan dolayı oluşan eklem ağrılarını da ayrıca es geçmeden sırt üstü birkaç dakika uzanma konumuyla dinlenmende ayrıca etkili olacaktır… Sayısal dersler beyni en çok zorlayıcı analitik çözüm odaklı dersler olarak bilinmektedir… Dolayısıyla ilk olarak her ders çalışma aşamasında sayısal derslerden sözel derslere doğru ilerlemenin de ayrıca etkisi olacaktır… Çalışırken yapılan yanlışlara ise göz attığımızda yemeklerden hemen sonra ders başına oturulma gibi hatalara sık sık rastladığımdır, öncelikle bunu ifade etmek istiyorum… Bu oldukça alışkanlık haline gelmiş kadar uygulanan çok yanlış bir strateji kavramıdır… Doğru olan ise bütün enerjinin öncelikle mide sindirimini yaptığından emin olduktan sonra vücudun o konumunu size kodlayıp ‘ben hazırım’ demesinden sonra ki süreçtir… Ruhsal psikolojinin yıprandığı, yoğun duygusal anlar ve yorucu bir gün geçirdiğin süre zarfında programı ertelemek de yine faydalı olacaktır… Yatarak veya müzik dinleyerek, telefonun masanın üzerinde bulunması bile yapılan bir diğer yanlışlar arasındadır… Ders çalışma esnasında konsantrasyon tam odaklı olmalıdır… Telefona gelecek bir mesaj veya arama sürekli dikkatinin dağılmasına yeterli veya birkaç defa internette sörf yapıp çıkma istediğinde bulunup, saatlerce takılı kalarak ders çalışma programını erteleyebileceğini unutmamalısın… Bazı öğrenci adayları konu özeti çıkartarak, ders çalışmanın sağlıklı bir çalışma yöntemi olduğunu ve akılda yeterince kalıcı olduğu savunuculuğunu her ne kadar yapmış olsalar da bu çok yanlış bir tekniktir… Çünkü yapılan işlev vakit kaybından başka bir işe yaramaz… Faydalı olan ve tavsiye edilense, konu okunması yapılırken önemli ve gerekli görülen yerleri fosforlu kalemle çizerek belirtmektir… Bu yöntem de verililiğini artırmakta etkili olacaktır… Birkaç dersi aynı anda çalışmak ya da yarı yarı bırakarak çalışma yöntemi de sıklıkla rastlanılan ders çalışma yöntemi olarak bilinmektedir… Bu yöntemi kesinlikle bende tarafımca tasdik etmiyorum… Bir konuyu bitirmeden diğer konuya geçmek ya da bir konunun testini bitirmeden diğer test sorularına yönelmek verimliliği düşürebildiği gibi anlaşılmayı ve kavramayı da maksimum seviyeden minimum eksilere düşürecektir ve beyin neyi algılaması gerektiği karmaşasıyla karşılaşacaktır…

Lütfen bedava olan beyninizi yormayınız ve imkânlar dâhilinde gereksizce uygulamalar yaparak verimini düşürmeyiniz… Hayatınızın her noktasında başarı olması dilek ve temennilerimle… Özgüveniniz ve başarınız kendi öz irade dolu kararlarınızla birlikte daim olması görüşlerimle… Sevgilerimle…

Öğrenci KOÇU
Gamze BOYNUEĞRİ

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çalışma Programı

Giriş Yap

Captcha!
Don't have an account?
Kaydol

Şifre sıfırla

Back to
Giriş Yap

Kaydol

Captcha!
Back to
Giriş Yap
İçerik Tipi Seç
Kişilik testi
Kişilik hakkında bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyenler için cevapların olduğu doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Kararlar verme ya da görüş belirlemek için anket
Hikaye
Gömülü ögeler, görseller ve biçimlendirilmiş metinler
Liste
Klasik listeler
Açık Liste
Açık Liste
Sıralama Listesi
Sıralama Listesi
Video
Youtube, Vimeo, Vine gömülü videolar
Ses
Soundcloud & Mixcloud
Resim
Fotoğraf & GIF