Ana Sayfa / Köşe Yazıları / Çikolata Babalar, Pul Biber Anneler!

Çikolata Babalar, Pul Biber Anneler!

Kadın kadınlığını unuttu, erkekse erkekliğini…

Modern dünya kadına sen tek başına yetebilirsin mesajını verdikçe kadın, erkekleşti adeta. Kadın; orada, burada, şurada… Ama mutfakta olmayı unuttu, evini temizlemeyi unuttu, çocuğunu ihmal etti, eşiyle ilgilenmeyi es geçti…

Erkeğe ne oldu? O da saldı kendini, içine kapandıkça kapandı. Eve gelir gelmez kumandayı eline alıp televizyonuyla ilgilenmeye başladı. Spor tutkunluğu hat safhaya çıktı. İletişim gün geçtikçe kayboldu…

Peki ya çocuk? Çocuk olanlara bir anlam veremedi. Bildiği tek şey, onun her dediğini yapmaya çalışana daha yakın olmak. Farkında olmadan menfaat, çıkar duygusunu kendine empoze etmeye başladı.

Oysa bu muydu dinimizin benimsediği aile örneği? Nasıl oldu da kadınlar bu kadar değişti? Erkekler bu kadar sus pus oldu? Neye yenilmişti, beyinler, yürekler, kalpler… Modern dünyanın büyüsüne bu denli kapılmak niye?

Tavsiye Bağlantı: Evlilik Terapisti

Herşey çok basitti aslında… Kadın, erkeğinden ilgi, sevgi ve değer bekliyordu. Erkek, huzur ve dinginlik istiyordu. Çocuğun beklediği şey ise kendisine bakan iki çift mutlu göz…

Erkeğin tek gayesi kadınının kahramanı olmaktı. İsmet Özel, “Hz. Hatice, Hz. Muhammed’e (s.a.v.) inandığında nübüvvet görevi bitmiştir.” der. “Karısı iman etmiş, isterse dünya etmesin.” der. Bir erkek için karısının kendine inanması, güvenmesi çok önemli. Bu örnekte biraz abartı olsa da kadın-erkek ilişkisini anlamak için güzel bir yorum…

Eşler arası değişimlerden en çok etkilenenlerin başında çocuklar geliyor. Çocuk, rolleri değişmiş bir ebeveyn karşısında ne yapacağını bilmez bir halde hayatına devam etmekte… Baba çocuğunu akşamdan akşama 1- 2 saat görmekte, onunla çok ilgilenememenin vicdan azabıyla onun her isteğini karşılama çabasında… Bu da babalar için vicdani rahatlamanın bir yöntemi, bir yolu olsa gerek… Anne de otorite boşluğunu doldurma gayretiyle çocuğuna cezalar vermekte, kurallar koymakta…

Tavsiye Bağlantı: Psikolog

Kısacası evin iyi polisi baba olurken, kötü polisi de anne oluyor. Çocuğun iç dünyasındaki yorumu ise, “babam çikolata gibi tatlı, annem ise pul biber gibi acı…”

Hatta daha da ileri gidersek çocuk iç âleminde anne ve babası için şu yorumları yapıyor:

ÇİKOLATA GİBİ BABA

  • Babamı çok seviyorum.
  • O her istediğimi yapar.
  • Ağlamama dayanamaz.
  • Bana annem kadar kızmaz.
  • Ceza vermez.
  • Annemin bazen bana kızdığını görünce babam da anneme kızar.
  • Babam çok iyidir.

PUL BİBER GİBİ ANNE

  • Annemi bazen seviyorum.
  • Kuralları koyan hep annem.
  • Bazen kızar.
  • Her istediğimi yapmaz.
  • Annem ara sıra iyidir.

Babam her dediğimi yapıyor, annem ise yasaklar koyuyor, her şeyime karışıyor, babamın izin verdiği şeylere bile engel oluyor. Ben babamı daha çok seviyorum… Annemi ise bana kızmadığında, yasaklar koymadığında seviyorum. Yani anneyi şartlı sevgiyle seviyor çocuk…

Babalar vicdani rahatlama anlamında yapmış olduğu bu taktikle çocuğuna şu mesajı vermekte; “Yavrum al kumanda sen de kalsın beni istediğin gibi yönetebilirsin”. Çocuk, bu mesajı çok iyi algılamakta ve harfiyen yerine getirmektedir… Bununla birlikte çocuk anne ile baba arasında bir kıyas yapmakta… Onun istediklerini kim daha çok uyguluyorsa ona karşı sevgisi daha yoğun olmakta… Bu yol ve tutumla çocuk bir şekilde menfi duyguları öğreniyor ve ileri ki yaşantısında kişiler arası çıkar ilişkileri kurmayı bu kıyaslarla, babanın bilmeden yaptığı tutum ve davranışlarla kazanıyor. Baba ve anne arasında değişen rol dağılımı çocuk da kapanması zor olan yaralara gebe oluyor. Çocuk karıştıkça karışıyor…

Bu mudur olması gereken? Asla değil, çünkü baba evin güç simgesidir, bu yüzden otorite babanın elinde olmalı, anne ise şefkat ve merhamet timsalidir, o da çocuk ile baba arasında yumuşak bir köprü kurmalı, uzlaşma noktasında onları buluşturmalı…

Şunu unutmamak gerekir ki, çocuk bildikleriyle değil, gördükleriyle hareket eder. Anne ve baba olarak yapmamız gereken en önemli şey karı koca olarak birbirimizi sevdiğimizi, saydığımızı çocuğa göstermektir. Böylece çocuk mutlu ve güvenli bir ortamda büyüdüğünü hissedecektir. Bununla birlikte anne ve baba olarak rollerimizi bilecek ona göre tutarlı ve istikrarlı bir grafik çizeceğiz. Bu da çocuğun doğru modellerle büyümesini sağlayacak ve sağlıklı bir birey olmasında katkıda bulunacak.

İşte size evde dengeyi kurmak için birkaç faydalı öneri:

  • Baba rolünün hakkını vermeli, hanesinde otoriteyi kurmalı, lakin bunu baskıyla karıştırmamalı.
  • Hafta da bir gün genel bir toplantı yapmalı, tek tek bireylere söz hakkı verip, kurallara dair, ailenin durumuna dair yorumlar almalı.
  • Her gün baba aile bireylerini toplayıp mini toplantı düzenleyip, hatırlarını sormalı, günleri nasıl geçmiş buna dair paylaşımlar da bulunmalı.
  • Anne ilgisini, sevgisini hem eşine, hem de çocuklarına yeteri düzeyde göstermeli.
  • Anne evinin hiçbir işini ihmal etmemeli.
  • Kendisine zaman ayıracağı gibi, ev halkına da vakit ayırmalı.
  • Çocuk çocukluğunu yapmalı, lakin sınırlarını da bilmeli.
  • Aile bireyleri arasında saygı çizgisi her zaman her koşulda korunmalı.
  • Ebeveynler çocukları için iyi birer rol model olmalı.
  • Sevgi ışığı hiç sönmeden, her zaman haneyi aydınlatmalı.

Yazar: Psikolojik Danışman Zuhal GÜNEY

Bu da var!

İş Dünyasında İş Psikologları

Günümüzde psikoloji biliminin hızlı gelişimiyle ve yaşamımızda daha fazla yer edinmesi ile beraber kullanım paydası …

5 Yorum

  1. Yazınızı psikojik bir yazı okumak için açtım fakat okudukça kendimi cuma hutbesinde sandım dini inançlarınızı lütfen psikolojiye katmayın

    • Ben üniversite öğrencisi olarak bu dediğiniz şeye asla katılmıyorum. Zuhal Hanım bize kürsüye çıkıp psikoloji dersi vermiyor. Aile ve çocuk üzerine yazılar yazıyor. Sanırım kendisini ilk defa okumuşsunuz ve yazdıklarını yanlış okumuşsunuz. Bu ülkede düşünce özgürlüğü var ve makalesinde istediği örneklerle yazısını güçlendirebilir. Saygı duyalım ve hazmetmesini bilelim. Ayrıca hanımefendinin birbirinden güzel yazıları var. Diğer yazılarına bakarsanız Zuhal Hanım’ın bir çok kaynaktan beslendiğini görürsünüz.

  2. Zuhal hocam harikasınız yazınızı çok beğendim.Tam da şuan da Türkiye’de ki aile profilini gösteriyor.Sizi ve yorumlarınızı çok özlemişim.Yolunuz açık olsun.Yeni konularda görüşmek dileğiyle. Sevgi ve saygıyla kalın.

  3. Zeynep Yeter Arslan

    Öncelikle bu son yazısı için Zuhal hanıma teşekkür ederim. Beyefendinin yorumuna site yöneticilerinin izniyle ufak bir eleştiride bulunmak istiyorum. Öncelikle ben Zuhal hanımı uzun süredir takip ediyor, yazılarını dikkatle okumaya çalışıyorum. Ayrıca yazdıklarından diğer okuyucuları gibi bende ziyadesiyle faydalanıyorum. Yazılan bu yazıda ben şahsen hutbe dinliyor gibi hissetmedim kendimi. Zuhal hanım mesleğinin vermiş olduğu hassasiyetten ötürü olaylara gayet akademik bir bakış açısıyla bakarak yazılarını titizlikle hazırlıyor bence. Nerden mi vardım bu kanıya? Çünkü ben sosyoloji okuyorum, ve bu alanlarla ilgili diğer kıymetli yazarları ve yazılarını da takip etmeye çalışıyorum. Yorumunuza saygı duymakla beraber, yorumlama tarzınızın biraz incitici olduğunu söylemek zorundayım. Çünkü böyle kıymetli yazar ve yazarlara her zaman ihtiyacımızı olacaktır. Kaldı ki varsayalım yazı dini konularla harmanlanmış, ne güzel!!! Çünkü ben psikoloji gibi bir ilim dalının, bizlere; gayesi hayatımızın her alanını düzene sokmak ve hakiki huzurun mutluluğun kaynağını sunmak olan bir dinden bağımsız olarak ele alınabileceğine inanmıyorum. Keşke psikoloji, sosyoloji, pedagoji vs. Gibi ilimlerin, güzel dinimizle harmanlanarak yazılan yazıları daha çok olsa ve daha çok yayınlansa. Zuhal hanım lütfen bu son düşüncemi bir talep olarak değerlendirin ve en kısa zamanda dediğim tarz da yazılar da kaleme alın lütfen. Sevgi ve saygılarımla.

  4. Yazının sadece bir yerinde dini örnek verilince cuma hutbesi mi oluyor? Erkek ve kadın rolleri gayet modern bir şekilde tanımlanmış ve psikoloji literatüründen de uzaklaşmamış. Hakan Bey bence siz yazının tam o yerinde okumayı bırakmışsınız. Tamamını okuma cesaretini göstermemişsiniz. Zaten ne oluyorsa okumayanlar yüzünden oluyor. Keşke okusaydınız..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir