Ana Sayfa / Cinsel Psikoloji / Cinsel Eğitim Nedir? Nasıl Verilmelidir?

Cinsel Eğitim Nedir? Nasıl Verilmelidir?

İlk toplumlarda, günümüz toplumlarında olduğu gibi cinsel eğitime gereksinim yoktu. Bunun iki nedeni vardır:

  • Birincisi, ilkel toplumlarda cinsel yaşam daha açık ve daha yasaksızdı.
  • İkincisi, işler ya da meslekler çok az sayıda ve çok basitti.

İlkel toplumlarda, bir iş edinmek için uzun bir eğitime gereksinim duyulmuyordu. Çocuklar bir işin gerektirdiği bilgi ve becerileri anne ve babalarından ya da diğer yetişkinlerden kısa sürede öğrenebiliyorlardı. Dolayısı ile 14 yaşına gelen bir genç bağımsızlaşabiliyor ve evlenebiliyordu. Gelenek ve görenekler evliliği kolaylaştırıyordu. Böylece cinsel olgunluğa erişen bir kimse cinsel gereksinimlerini karşılayabiliyordu. Oysa, çağdaş toplumlarda buna olanak yoktur. Meslekler çok karmaşıktır ve sayıları giderek artmaktadır. Hem meslekler hem de günlük yaşam giderek daha çok bilgi ve beceri gerektirmektedir. Bu nedenle çocukların geleceğe hazırlanması, bir yandan uzun yılları içermekte, bir yandan da karmaşık sorunların çözümüne bağlı bulunmaktadır. Erinliğe giren bir çocuk, ilkel toplumlarda olduğu gibi, bağımsızlaşamamıştır, evlenmek için gerekli olanaklardan yoksundur. Gerçi, Asya ve Afrika’nın gelişmemiş bazı bölgelerinde gençlerin erken evlenmeleri ve hemen çocuk yapmaları konusunda bir baskı vardır. Ancak, gelişmiş ülkelerde özellikle batı toplumlarında evlenme yaşı giderek yükselmektedir. Aynı durum gelişme sürecindeki ülkelerde de gözlenmektedir.

Uzun bir eğitim süreci, cinsel dürtü ve isteklerin senelerce baskı ve kontrol altına alınmasını zorunlu kılmaktadır. Özellikle aşırı toplumsal denetim ve baskı, cinsel hayatın tabulaştırılması, çocukların ilgi ve merak ettiği şeylerin doyurulmaması, sorularının yanıtlanmaması vb. durumlar kişilikte olumsuzluklara ve ruhsal sorunların oluşmasına yol açmaktadır. Kısaca, hem eğitim süresinin uzun olması nedeniyle cinsel dürtü ve isteklerin denetlenmesi, olumlu bir şekilde kanalize edilmesi, hem de sağlıklı ve uyumlu bir kişiliğin geliştirilebilmesi için cinsel eğitim zorunludur.Günümüz toplumlarında bu doğrultuda bir anlayışın geliştiği görülmektedir.

Cinsel eğitim konusunda aşağıdaki soruların yanıtlanması gerekmektedir.

A- Cinsel eğitim gerekli midir? Çocuklara cinsel yaşam konusunda bilgi verilmeli midir?

B- Cinsel bilgi ne zaman verilmelidir?

C- Cinsel eğitim kimler tarafından yapılmalıdır?

D- Cinsel eğitim nasıl (hangi yöntemlerle) yapılmalıdır?

1. Cinsel Bilgi Verilmeli midir?

Çocuklar zaman geçtikçe, cinsel kimlikleri yavaş yavaş oturmaya başladıkça, çevrelerindeki çeşitli olaylara tanık oldukça (doğum vb.) merak ve ilgileri yükselecek ve buna bağlı olarak da cinsellikle ilgili cevaplar aramaya başlayacaklardır. Bu konuda soru sormayan çocuklar ilgileri ve merakları gelişmediğinden ya da bu konuları düşünemediklerinden değil, yasak bir ortamda bulundukları için soru sormamaktadırlar. Çocukların en çok sordukları sorular nasıl doğdukları ya da nereden geldikleri, kızlarla erkekler arsındaki cinsiyet farklılıkları ve ana babanın rolüne ilişkin sorulardır. Bu sorular çocukların anlayabileceği bir şekilde ve fazla ayrıntıya girmeyecek şekilde yanıtlanmalıdır. Zaten çocuklar ayrıntılı bir yanıt beklemezler, geniş bir anlatımlı bir açıklama hem gereksizdir hem de karışıklığa yol açar. Mesela “Ben nasıl doğdum?” ya da “Nereden geldim?” şeklinde soran bir çocuğa “Annenin karnında büyüdün, seni annenin karnında bir doktor çıkardı” şeklinde söylemek yeterlidir. Buna bağlı ek sorular sorduğu takdirde, gerçeklere uygun, ama yine sade bir açıklamayla bilgi verilmelidir.

Çocukların sorularına eksik ya da gelişigüzel cevaplar vermek yanlıştır. Ancak toplumumuzda bu tür yanıtlar (özellikle kırsal kesimde ve gecekondu bölgelerinde ) çok yaygındır. Örneğin nasıl dünyaya geldiğini soran bir çocuğa “Seni leylekler getirdi”, “Cami avlusundan aldık”, “Derede bulduk” gibi yanıtlar verilmektedir. Daha sonra kendi evlerinde ya da komşularında bir doğum olayına tanık olan çocuk, bebeğin leylekler tarafından getirilmediğini ya da cami avlusundan alınmadığını görerek ana-babasının doğru söylemediğini anlar ve onlara karşı bir güvensizlik duygusu geliştirebilir. Bazen ana-babalar çocukların sorularına yanıt vermeyerek susmayı yeğlerler; yanıt verdiklerinde ise, hareketlerindeki ve ses tonlarındaki değişiklikler, konuşma biçimleri, rahat olmadıklarını ortaya koyar. Bu durum, çocuklara cinsellikle ilgilenmenin yasak olduğu izlenimini verir; merak ve ilgilerinin daha da artmasına yol açar. Ancak, artan ilgi ve merakını doyuramayan, sorularına yanıt bulamayan çocuk suçluluk duygularına kapılır. En kötüsü de cinsel olayların güzel bir şey olmadığı, bu nedenle ilgilenilmemesi gerektiği sonucuna varır. Böylece, ilgilenilen konunun yasak, kötü ve günah olduğu inancı çocukta yerleşerek cinsellikle ilgili duyguların bastırılmasına ve bilinçaltına itilmesine yol açar.

Yedi yaşları ile erinlik yılları arasında sona eren cinsel ilgi ve merak erinlik yıllarında cinsel gelişmeyle birlikte yeniden canlanır. Çocukluk döneminde soruları yanıtlanmamış olan ergenler bu çağda birçok güçlükle karşılaşırlar. Çocukken soruları yanıtlanmadığı ya da yanlış yanıtlandığı, gereksinimi olduğunda ona yardım edilmediği için ana-babaya güvensizlik söz konusudur. Bu nedenle, sorunlarının çözümü için onlara başvurmaz ve yardım istemezler. Dolayısı ile, rehberliğe en çok gereksinimleri olduğu bir dönemde bu olanaktan yoksun kalırlar.

2. Cinsel Bilgi Ne Zaman Verilmelidir?

Ana-babanın karşılaştıkları ya da dile getirdikleri önemli sorunlardan biri de cinsel bilginin ne zaman verilmesi gerektiğidir. Normal şartlarda çocuklar 2 yaşında cinsiyet farkıyla ilgili, 3-4 yaşında ise, kendilerinin nasıl dünyaya geldiğini, kardeşlerinin ya da komşu çocuğunun nasıl doğduğunu merak etmeye başlar ve bu yönde sorular sorarlar. Buna göre cinsiyet farkıyla ilgili soruların iki, doğumla ilgili olanların ise üç-dört yaşlarında yanıtlanması gerektiği söylenebilir. Ancak, bu sayılar ortalama rakamlardır. Bireysel farklılıklar nedeniyle bu yaşlar değişebilir. Bu yüzden, çocuklara cinsel bilgi vermek için en uygun zaman çocuğun bu soruları sormaya başladığı ve merakının uyandığı zamandır. Önemli olan çocuk yanlış bilgiler edinmeden ona doğru bilgileri vermektir. Çocuklar ortalama olarak 11-14 yaşları arasında, cinsel gelişmenin çok hızlı olduğu bir döneme (Erinlik dönemine) girerler. Aileler, birçok problemlerin ortaya çıktığı bu döneme önceden hazırlanmalıdır. Hem kız hem de erkek çocuklara erinlikten kısa bir zaman önce, kendilerinde oluşacak fizyolojik ve biyolojik değişimler anlatılmalı, bu değişmelerin normal ve istenilen bir durum olduğu açıklanmalıdır. Onlarla iletişim ve diyalog kurularak yönlendirilmelidir.Sorunlarını kendileri çözmeye çalışmalıdırlar.

3. Cinsel Eğitim Kimler Tarafından Verilmelidir?

Cinsel gelişmeyle ilgili bilgilerin verilmesi ve cinsel eğitimin yapılması gerektiği konusunda hemen hemen tüm psikologlar, eğitimciler ve giderek ana babalar aynı düşünceyi paylaşmaktadırlar. Sorun, cinsel eğitimin kimin vermesi gerektiğidir. Çünkü, cinsel eğitim verecek kişiler bu konuda bilgili ve sorunsuz olmalı, başkalarına karşı duyarlılık gösterebilmeli, çocuklarla ve gençlerle iletişim kurabilmelidirler. Oysa, bu özelliklere uygun eğiticiler bulmak kolay değildir. Ana-babaların bu konuda bilgili ve yeterli olduğu söylenemez. Hatta aynı durum öğretmenler içinde söz konusudur. Nitekim, ülkemizde Koral’ın yaptığı bir çalışmada, öğretmenlerin cinsel bilgi düzeylerinin beklenenin altında olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte, çocukların ve gençlerin cinsel yönden bilgilendirilmesi
ve eğitilmesi konusunda etkili olabilecek kurumlar ikiye ayrılır:

a-Aile,

b-Okul.

a-Ailede Cinsel Eğitim

Çocukların gelişimi ve eğitiminde en etkili kurum aile, en etkili bireyler ise ana-babalardır. Çünkü çocuklar ilk bilgiyi ana-babalarında almakta, ilk kez onlarla özdeşleşmektedirler; cinsel kimliklerinin oluşmasında ana-babanın tutum ve davranışları önemli bir rol oynamaktadır. Oysa gelişmiş ülkelerde bile, ana babaların çoğunun bu konuları çocukları ile konuşmaktan rahatsız oldukları anlaşılmaktadır. Üstelik yetişkin kuşak ana-babaların cinsel yaşam konusunda doğru bilgiye büyük ölçüde gereksinimleri vardır. Bu nedenle ana-babaların ya bilgisizlikleri ya utangaçlıkları ya da geleneksel yasaklar, çocuklarına sağlıklı cinsel bilgi vermelerini engellemektedir. Çocuklarda sağlıklı bir cinsel gelişme için önce ana-babaların cinsellik konusunda bilgili olmaları, iyi bir evlilik birliği oluşturmaları ve sürdürmeleri, ana-baba olarak iyi bir özdeşim modeli olmaları gerekmektedir. Oysa, cinselliğin konuşulmasının bile yasak olduğu, özellikle kırsal kesimde ve gecekondu yörelerinde eğitim düzeyinin düşük olduğu, bu konuda herhangi bir eğitimin yapılmadığı ülkemizde, ana-babaların bilgili olmaları ve çocuklarına yeterli bir cinsel eğitim vermeleri beklenemez. Hatta, bazı ana-babaların bilgisizlikleri nedeniyle yanlış bir tutum içine girerek, çocuklarda cinsiyetlerine uygun bir kimliğin oluşmasını güçleştirdikleri söylenebilir. Örneğin, özellikle birkaç erkekten sonra dünyaya gelen erkek çocuğa kız gibi davranabilmektedirler: Ona kız adı koymakta, kız elbiseleri giydirmekte, saçlarını uzatmakta, tırnaklarını boyamakta, daha çok kızlarla oynamasını istemektedirler; kız gibi davrandığında daha memnun bir tutum sergilemektedirler. Burada açıkça olmasa bile, çocuğa verilen ileti(mesaj) “seni kız olursan severiz” iletisidir. Bazen de aynı şeyin kız çocuklarına karşı yapıldığı gözlenmektedir. Birkaç kız çocuktan sonra erkek çocuk isteyen anababalar, yeni dünyaya gelen kız çocuklarına erkek gibi davranmakta, yukarıdaki tutum ve davranışların tersini göstermektedirler. Burada çocuğa verilen ileti ise “seni erkek olursan severiz” iletisidir. Her iki durumda da bu çocukların cinsel kimliklerini kazanmakta güçlük çektikleri söylenebilir. Böylece ana-babalar belki de, ileride oluşacak bir cinsel saplantının temelini atmış olmaktadır.

Ana-babadan birinin çok küçük yaşlarda kaybedilmesi ya da kendi cinsiyetlerine uygun tutum ve davranışları yeterince gösterememeleri, boşanma vb. nedenler de cinsel gelişmeyi olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Modelsizlik ya da yanlış model cinsel gelişmede ve cinsel kimliğin oluşmasında çeşitli sorunlara yol açabilmektedir. Kısaca, ailede çocuklara gereksinme duydukları cinsel bilgilerin verilebilmesi, sorularının yanıtlanabilmesi ve sağlıklı özdeşim modellerinin oluşturulabilmesi için önce ana-babaların bilgilendirilmesi ve eğitilmesi gerekir. Bu gereksinme, Ana-Baba Okulu, Aile Terapi Merkezleri gibi yaygın eğitim kurumları tarafından karşılanabilir.

b- Okulda Cinsel Eğitim

Okulda cinsel gelişme, diğer gelişim boyutları gibi bilimsel bir yaklaşımla ele alınmalı, çocuklar ve gençler bu konuda bilgilendirilmeli ve eğitilmelidir. Çocukların okullarda cinsel konularda aydınlatılması, biyoloji, fizyoloji ve sağlık bilgisi dersleri aracılığıyla yapılabileceği gibi, bağımsız bir konu ya da ders olarak da yapılabilir. Okulda çocuklara erkek ve kadının fizyolojik ve biyolojik özellikleri, üreme organlarının çalışması, çocuk yapma, cinsel hastalıklar ve cinsel sapınçlar öğretilmelidir. Ayrıca cinsel eğitim; bilgilendirme,eğitim ve danışmanlık şeklinde yapılmalıdır.

4. Cinsel Eğitim Nasıl Yapılmalıdır?

Cinsel eğitim ya da cinsellik eğitimi bilgi verme eğitim ve danışmanlık olarak üç şekilde yapılabilir.

a-Bilgi Verme: Sağlıklı bir hayat için bilgi verme şeklinde devam eden eğitim şeklidir.

b-Eğitim: Erken yaşlarda başlanarak yaşa bağlı anlatımı şekillenen ve bu sayede çocukların ve ergenlerin kafasındaki soruları gidermeye yardımcı olur.

c-Danışmanlık: Cinsel eğitim danışmanlığı şeklinde problemleri ortadan kaldırmaya yönelik hizmettir.

Siz de cinsel eğitim hakkındaki düşüncelerinizi, yazının yorum kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Yazar: Psikolojik Danışman Ozan AKDÖKER

Bu da var!

Cinsel Hayatınızı Etkileyen 8 Şaşırtıcı Şey

Bilim adamları seks hayatınızı etkileyen şaşırtıcı faktörleri araştırdı. İşte seksle alakası olmayan ama seks hayatınızı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir