Minik Kalbim Ne İstiyor? I Çocuklar Ne İster?


Çocuk ne ister?

  • Çocuk, ebeveynleri tarafından anlaşılmak ister.
  • Çocuk, dünyasının, büyüklerin dünyasından farklı olduğunun bilinmesini ister.
  • Çocuk, gelişim dönemine göre yorumlanmak ister.
  • Çocuk, her şeyi merakla soru sorarak öğrenmek ister.
  • Çocuk, önemsendiğini, değer verildiğini hissetmek ister.
  • Çocuk “sevgi” ister.

“Çocuk yetiştirmek pamuk ipliğine benzer; eklemek de kolaydır, koparmak da.” (S. Paktuna)

Her çocuk ayrı bir dünyadır. Onları anlamak, ne istediklerini bilmek, ancak onların duygularına ayna tutmaktan geçer. Çocukla iletişimde öğüt yoktur, soru sormak yoktur, karşılaştırma yoktur, yaşadığı duyguları yansıtmak vardır.

Misalen; Ayşe matematik dersini sevmiyor ve okuldan morali bozuk eve dönüyor. Annesiyle doğru iletişimi şöyle olmalıdır:

Ayşe : Matematik dersini hiç sevmiyorum.
Anne : “Neden? Oysa ben çok severdim.” gibi karşılaştırmalı bir cümle yerine,
“Matematik dersi sana zor geliyor.” gibi bir cümle ile onun duygusuna ayna tutmalı.

Ayşe, annesinin onun neler hissettiğini anladığını düşünerek iletişime devam eder.

Ayşe : Evet, anlamakta zorluk çekiyorum.
Anne : “O zaman sana bir arkadaşın anlatsın.” demek yerine,
“Zor olan bir şeyi yapmak insanı sıkıntıya sokabilir.” gibi bir cümle kullanarak onu anladığınızı hissettirmeli.
Ayşe : “Evet anneciğim, zaten birçok arkadaşım bu derste zorlanıyor.” diyerek iletişime sağlıklı bir şekilde devam edebilir.

Çocukla iletişim kurmak son derece önemlidir. Çünkü onunla kurduğunuz iletişim biçimi aranızdaki ilişkinin temellerini şekillendirecektir ve bir ömür boyu böyle sürecektir. Çocuklarla iletişim halindeyken ona mümkün olduğunca soru sormaktan kaçınmalıdır. Soru sormak onu anlamadığının göstergesidir. Oysa ona soru sormaksızın o an ne yaşıyorsa sözlerinizle yaşadığı duygu haline ayna tutmak bir nevi onun yansıması olmak kendisini iyi hissetmesini sağlayacaktır. “Annem beni anlıyor.” “Ne hissettiğimin farkında.” diye düşünecek, böylece aranızdaki iletişim gücü sağlıklı bir zemine oturacaktır.

Çocukla iletişim sadece “lisan” ile olmaz. Mimik ve jestlerle de iletişim kurabilirsiniz. Çocuğun duygularını anlamaya çalışın. O duygu halini siz yaşıyormuşçasına hissetmeye gayret gösterin. İşte o zaman çocuğunuzla sözlere gerek duymadan iletişim kurmuş olacaksınız.

Ebeveynlerin yapması gereken şeylerden biri de çocuğun gelişim dönemlerini iyi bilmektir. Eğer gelişim dönemleri iyi bilinirse çocuğa dair yapılacak yorum ve davranışlar daha doğru olacaktır. Anne ve baba çocuğunun dünyasından bakabilme yetisi kazanırsa iletişim sorunları da yaşanmaz. Zaman zaman kimliğinizi anne baba rolünüzü bir tarafa bırakıp çocuğunuzla çocuklaşın, onunla oyunlar oynayın. Çünkü çocuk o zaman kabul gördüğünü ve bir birey olduğunu fark edecektir.

Çocuğunuza sevginizi doyasıya gösterin. Unutmayın ki çocukların temel ihtiyaçlarından biri de sevgidir. Çocuk sevgi ortamında büyürse kendini güvende hisseder. Anne ve babası mutlu bir tablo çiziyorsa çocuk da mutlu olur. Özgüven sahibi olur, etrafına neşe rüzgârı estirir. Yaşamla barışık bir birey olur. Çevresine pozitif elektrik saçar.

Çocuk sevgisinin önemi, Asr-ı Saadet’te Hz. Ömer (r.a.)’in yaşadığı bir olayda şu şekilde karşımıza çıkıyor: Bir gün Hz. Ömer (r.a.) halifelik zamanında uzak bir şehre bir adamı kadı olarak tayin eder. Kadı, görevine gitmeden önce Hz. Ömer (r.a.)’i evinde ziyaret eder ve gördüğü manzara karşısında çok şaşırır. Hz. Ömer (r.a.) çocuğunu kucağına almış, merhamet dolu gözlerle onu okşayıp sevmektedir. Adam: “Ey mü’minlerin emiri! Bir gün olsun ben çocuklarımı okşayıp sevmedim. Gördüklerim karşısında hayretlere düştüm.” der. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a.) adama dönerek: “Seni kadılık görevinden şu an itibariyle alıyorum. Çünkü çocuğunu sevmeyen halkını sevemez. Halkına gerekli hizmeti yapamaz.”

Kişi, çocuğunu sevmeyi beceremezse diğer insanları, çevresini, hayatı sevemez. Böyle olunca da bu kişinin sağlıklı bir birey olması düşünülemez.

“Bir çocuğa önce konuşmayı öğretirsiniz, sonra da susmayı.” (Prochnow)

Çocuklar dünyayı anlayabilmek, onu tanımak için çok soru sorarlar. Ebeveynlerin de en çok yakındığı şeylerden biri çocuğunun bıktırırcasına soru sormasıdır. Ama bilmelidirler ki çocuğun beyni doğuştan bilgi hazinesine sahip değildir. Ancak yaşayarak, deneyim sahibi olarak ve soru sorarak beyni şekillenir ve bilgilerle dolar. Çocuğun robot olmasını isteriz adeta. Sus deyince susan, uyu değince uyuyan, ye deyince yiyen bir çocuk makbul çocuktur. Oysa bu davranış kalıbı çok yanlıştır. Çocuğun gelişim dönemi içerisinde olduğu ve soru sormanın da belli bir dönemi kapsadığını anne babalar bilirse işte o zaman işin rengi değişir, sabırla çocuklarının gereken ihtiyaçlarını karşılarlar.
Çocuklar konuşmayı, iletişim halinde olmayı, bulundukları sosyal ortamlarda daha çabuk öğrenirler. Ne kadar uyarıcı varsa o kadar hızlı öğrenirler ve sosyalleşirler. Fakat kimi anne babalar çocuklarını böylesi sosyal ortamlarda yetiştirmek, bulundurmak yerine “Çocuğum okuluna gitsin, özel ders alsın, bütün derslerinde başarılı olsun, derece yapsın.” diye diye oyun dünyası sıfırlanan, dershane, okul, ev üçgeninde gidip gelen robotlaşmış bir çocuk yetiştirirler. Bu şekilde davranan anne babaların psikolojik durumlarına indiğimizde ya hayallerini gerçekleştirememiş bireyler olduklarını ya da hırs duygusunun kölesi olduklarını görürüz.

Bu düşüncede hareket edip çocuklarına tedavisi imkânsız yaralar açtıklarının farkına varmazlar bile. Çünkü gözleri körelmiştir, varsa yoksa çocuklarının aldığı notlar ve puanlardır. Çocuğun istekleri, ihtiyaçları, beklentileri minimum düzeyde ya yapılır ya yapılmaz. Çünkü onun her şeyi en iyi bilen bir ebeveynleri vardır ve çocukları için en iyisini düşünürler. Çocuk kendi hayatı hakkında karar veremez. Karar mekanizması anne babasıdır. Durum böyle olunca gün gelir çocuk büyür, iyi eğitim alır, ama özgüveni hiç gelişmez, asosyal bir tip olur; çevreden kopar, toplumdan kaçar. O zaman anne ve baba yaptıklarının ne kadar yanlış olduğunu anlar, pişman olur. Ama çoktan iş işten geçmiştir. ”

“Çocuk doldurulacak bir kap değil, ısıtılacak bir ocaktır.” (Danner)

Böyle pişmanlıklar yaşamamak adına anne ve babaların çocuklarını mutlu bir birey olarak yetiştirmeleri son derece önemlidir. Onların minik kalplerini kazanmak çok kolay aslında. Bunun yolu önce sizin mutluluğunuzdan geçer.
Eğer evde mutluluk rüzgârları esiyorsa çocuk da bu esintiye kapılır ve üzerine düşen görevi otomatikman yapar. Onlara birtakım konularda hak özgürlüğü tanımak gerekir. Duygularını anlamak, çocukla iletişimi kolaylaştırır. Onların seviyesine inmek, ebeveynleri tarafından özel olduklarını, değer verildiğini hissetmelerini sağlar. Çocukların gelişim dönemlerinin birbirinden farklı olduğunu ve her dönemde farklı bir özellik geliştirdiğini idrak etmek, hem bizlerin hem de çocuğumuzun sağlıklı bir birey olmaya hazır olduğunu gösterir.

Yazar: Zuhal Güney, Psikolojik Danışman

Gsm: 0530 330 92 33

Yorumlar 1

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. “Çocukların gelişim dönemlerinin birbirinden farklı olduğunu ve her dönemde farklı bir özellik geliştirdiğini idrak etmek, hem bizlerin hem de çocuğumuzun sağlıklı bir birey olmaya hazır olduğunu gösterir.” teşekkürler.

Minik Kalbim Ne İstiyor? I Çocuklar Ne İster?

Giriş Yap

Captcha!
Don't have an account?
Kaydol

Şifre sıfırla

Back to
Giriş Yap

Kaydol

Captcha!
Back to
Giriş Yap
İçerik Tipi Seç
Kişilik testi
Kişilik hakkında bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyenler için cevapların olduğu doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Kararlar verme ya da görüş belirlemek için anket
Hikaye
Gömülü ögeler, görseller ve biçimlendirilmiş metinler
Liste
Klasik listeler
Açık Liste
Açık Liste
Sıralama Listesi
Sıralama Listesi
Video
Youtube, Vimeo, Vine gömülü videolar
Ses
Soundcloud & Mixcloud
Resim
Fotoğraf & GIF