Ana Sayfa / Köşe Yazıları / Çocuklarda Yaratıcılık Nasıl Gelişir?

Çocuklarda Yaratıcılık Nasıl Gelişir?

Yaratıcılık hayatın her alanı için gerekli bir koşuldur. Yaratıcılık denince, ilk akla gelen sanatsal beceriler olsa da bilimsel ve sanatsal alanların ötesinde, düşünmenin temelinde zihinde bir fikir tohumu var edebilmek olması yaratıcılığın önemini vurgular niteliktedir. Yaratıcılık özelliği ne kadar erken yaşlardan itibaren gelişmeye ve kullanılmaya başlanırsa, ileriki yaşlarda bu becerilerini daha aktif kullanarak daha başarılı ve üretken olunabilir. Yaratıcılık değerlendirmesinin yapılması için en uygun ortam, çocukların doğal davranışlarının ve tepkilerinin inceleneceği oyun saatleridir. Bu değerlendirmenin ilk aşaması “imkan tanımak”tır. İmkan tanımanın ön koşulu çocuğun düşüncelerini onun anlatırken ki heyecanıyla dinleyebilmektir. Susturulmamış, düşüncelerine ket vurulmamış çocuk imkan tanınmış çocuk olarak değerlendirilebilir. Yaratıcılığın gelişmesinde, duyuların uyarılması etkili bir yoldur. Duyuların uyarılmasıyla, keşfetmek için harekete geçen çocukta farklı bakış açılarının kapıları aralanmış ve yeni düşünce arayışlarına farkında olmadan çoktan girmiş olur. Bu süreçte yakınındakilerin tutumları çocuğun yaratıcı düşünebilme özelliğine büyük oranda etki eder. İmkan sunulup sunulmama durumu çocukluğun ilk evrelerinde, sonraki yaratıcı düşünebilme özelliğinde belirleyici rol oynamaktadır.

İkinci aşama “teşvik etmek”tir. Yaratıcı fikirler üreten çocuk susturulmadan, fikirleri önemsizleştirilmeden dinlenilmelidir. Söyledikleri saçma, anlamsız olarak değerlendirilen ya da kalıplara sokulmaya çalışılan çocuk engellenen çocuktur. Bu tepkilerle karşılaşılan çocuklara teşvikte bulunulsa bile işlevsel olmayacaktır. Bir diğer önemli konu, çocuğun ne yönde teşvik edildiğidir. Kalıplaşmış düşüncelerimizle çocukları kısıtlamamalıyken, onların hayal gücünün önemli bir kısmında etkili olan işlevsiz oyuncaklarla da hayal güçleri kısıtlanmamalıdır. Kalıplaşmış oyuncaklardan ziyade artık materyalleri ya da herhangi bir objeyi kullanarak yeni bir şeyler üretmesini istenebilinir. Çocuk materyali ne olarak canlandırmak isterse o şekilde düşünüp, oynamasına fırsat verilmelidir. Bu uygulama kimi zamanda bir hikaye anlatımında yapılabilir. Hikaye okumaya başlanıp yarıda kesilerek çocuğun tamamlaması istenebilir. Hikayenin kalanı çocuğun hayal gücüyle bambaşka yerlere taşınabilir.

Son aşamada ise yapılan uygulamalarda, bir sınır konmadan, yargılamadan “çocuğa eşlik edilmeli”dir. Çocuğun tepkileri doğru ya da yanlış olarak değerlendirilmemelidir. Bahsedilen uygulamalar, yaratıcılığa katkı sağlamaya yönelik olduğundan ne yaparsa yapsın yargılamadan, eleştirmeden dinleyip dahası için cesaretlendirmek yeni fikirlere ışık tutacaktır. Bu uygulamaları çeşitlendirerek zenginleştirmek, çocuğun daha aktif olarak yapmasını sağlamak ise ebeveynlerin ilgisine ve yaratıcılığına bağlı olduğu söylenebilir. Engellemeyen çocuk düşündüklerini yargılanma kaygısı taşımadan ifade edebilecektir. Tüm bu uygulamalar, sürekli olduğu ve doğru uygulandığı takdirde çocuğun düşünsel gelişimine katkı sağlanmış olacaktır.

Yazar: Psikolog Nurbanu PERİŞAN

Bu da var!

Çikolata Babalar, Pul Biber Anneler!

Kadın kadınlığını unuttu, erkekse erkekliğini… Modern dünya kadına sen tek başına yetebilirsin mesajını verdikçe kadın, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir