Ana Sayfa / Genel / Dikkat Edin! Duygularınız Sizi Yönetiyor Olabilir

Dikkat Edin! Duygularınız Sizi Yönetiyor Olabilir

Arkadaşınızla konuşurken birden öfkelendiğiniz ve bağırdığınız oluyor mu? Peki öfke patlaması yaşayıp çevrenizdeki insanları kırdıktan sonra pişmanlık duyuyor musunuz? Kaygılandığınız bir olay karşısında panikleyip ortalığı ayağa kaldırıyor musunuz? Kötü bir olay ile karşı karşıya kaldığınızda günlerce “tekrar yaşarsam” diye endişeye kapılıp günlük hayatınıza devam edebiliyor musunuz? Çevreniz tarafından kızdırıldığınızda saldırgan davranışlar sergilediğiniz oluyor mu? Yukarıda saydığım durumlardan, “Bir  veya birkaçını yaşıyorum ama ne yapacağımı bilemiyorum.” diyorsanız duygularınızın hakimiyet alanı içinde olabilirsiniz.

Daniel Goleman(1995), insan doğasının duyguların gücünden bağımsız olmadığını vurgulamaktadır. Salt zekaya, yani IQ’nun ölçtüğü şeye verilen abartılı değer eleştiriliyor. Duygular bize hakim olduğu sürece, zeka-iyi ya da kötü hiçbir işe yaramaz. Bizim duygulara hakim olma sürecimiz ise duyguların idaresini öğrenmekle başlar. Kaygılarla, üzüntü ve öfkeyle mücadele etme yollarını öğrenmek, duyguların farkına varmak ve bu duyguları idare edebilmekten geçer.

Peki duygularımızı tanıdığımızdan gerçekten emin miyiz?

Bundan 2000 yıl önce Çiçero, “Yüz, ruhun yansımasıdır.” demiş. Yüz ifadeleri, duyguların iletiminde kelimelerden sonra gelen bilinçli olarak veya istenmeden ortaya çıkan, karşımızdaki kişiler tarafından kolayca izlenebilen ilk iletişim kanalıdır. Bilinçli olarak kullanılan yüz ifadeleri genellikle gerçek duyguları gizler. Bilinçsiz yüz ifadelerimiz ise, genellikle korku, kızgınlık, mutluluk ve şok gibi duyguların şiddetli olarak hissedilmesi ile ortaya çıkar ve kısa sürelidir.

İnsanların ortak hissettiği duygular var

Farklı külturlerden insanlarla yapılan bir araştırmada fotoğraflara bakılarak insanların hissettiği 6 temel duygunun doğru bir biçimde ayırt edildiği gözlemlenmiştir. Bu duygular; mutluluk, saldırganlık, kızgınlık, üzüntü, korku ve tiksinme olmuş.

Bedensel sinyalleri iyi okumak gerekir

Yüzümüzde son derece ifadeli, farklı bölgeler vardır, tümü de duygulara dair sinyaller gönderebilir. Gözler kocaman açılıp kısılabilir, göz bebekleri genişleyebilir ya da değişmeden kalır, kaşlar kalkabilir ya da çatılabilir. Kişi aşırı göz kırpabilir ya da gözlerini dikip bakar. Ağzı açık kalır ya da sımsıkı kapanır; yukarı doğru kıvrılır ya da aşağı doğru sarkar; dişler ve dil görünebilir ya da saklanır. Ten terleyerek ya da terlemeksizin kızarabilir veyahut kızarmaz. Burun delikleri açılıp kapanabilir. Öfkeli yüz ifadesi, açılmış gözler ve burun delikleri, alt dişleri ortaya çıkaracak kadar açılmış dudaklar ve irileşmiş gözler ürkütücüdür.

Yüzdeki ve diğer sözel olmayan ifadeler duygudurumun okunmasını sağlar. Ancak burada, iki uyarıyı dikkate almak gerekir. İlki kontrol konusu olup, duygularımızın fiziksel tezahürlerini kolayca ve doğru şekilde kontrol edip edemediğimizdir. Şaşırmak ya da şoke olmak veya saldırıya uğramak otonom sinir sistemi aracılığıyla ani ve güçlü tepkilere yol açar.

Bedensel tepkiler fizyolojik tepkilere göre daha kontrol edilebilir

Bazı duygular diğerlerinden daha çok kontrol altında tutulabilir, dolayısıyla araştırmalar stres altındayken özel jestler ve ayak hareketleriyle duygularımızı sıkça “açık ettiğimizi” göstermekteyse de, jestlerimizi ve beden hareketlerimizi daha kolay kontrol edebildiğimizi fark edebiliriz. Aynı şekilde,çoğumuz göz bebeklerinin büyümesini, nabız atışını, yüz kızarmasını, kaş hareketlerini ve bakış kaymalarını kontrol edemediğimizi hissedebiliriz.

Duyguların yönetilebilmesi nasıl gerceklestirilebilir?

Duyguları yüz ifadesi, beden duruşu, ses tonu ve sözel ipuçlarından tanımlamaya çalışırız. Sonrasında algılama ve yorumlama süreçleri devreye girer. Bir sonraki aşamada ise yaşanılan his ve var olan bilgilerin harmanlanması gerçekleşir. Bu bir değerlendirme yapar, duyguların ne anlama ifade ettiğini yorumlar ve onları anlamaya çalışırız. Bu aşamalardan sonra duygularımızı yönetmemiz mümkün olabilmektedir.

İnancın kuvvetlendirilmesi bu  noktada önemli

Çevremizle ilişki içerisinde bulunduğumuzda yaşadığımız kontrol edemediğimiz duygularımız. Özellikle bunlar; acı, üzüntü, mutsuzluk gibi zorlayıcı duyguların negatif etkilerinin oluşabileceğine dair düşünce yapısı geliştirmek, duygu kontrol mekanizmamız için olumlu bir etki oluşturacaktır.

Ailenin duyguların yönetimindeki etkisi yadsınamaz bir gerçeklik oluşturuyor

Duygularını ailesiyle paylaşabilen birey adeta bir ayna görevi görür. Ailesinden geri dönütler alarak davranışlarını kontrol edebilir, düzenleyebilir. Ailesi tarafından duyguları kabul edilen bireyin benlik algıları daha sağlıklı gelişir. Bu sayede duygularının tanımlanması konusunda rahatlık sağlar.

Empati becerimizin gelişimi

Duygularımızı yönetebilmek bizlere duygularımızda açık olmayı, denetleyebilme ve düzenleme özgürlüğü sunar. Tüm bu süreçlerden sonra karşımızdaki bireyin bizi anlayabilmesi ve sosyal ilişkilerimizde sağlıklı bir sürece gireriz. Aynı zamanda biz de karşımızdaki bireyin duygularını çok daha iyi anlamaya başlar, empati becerimizi geliştiririz.

Hakkında: Tuva Ramazanoğlu

Psikolojik Danışman Tuva Ramazanoğlu

Bu da var!

Evinizde Online Terapi Desteği

Depresyondasınız ve şartlar sizi terapistin ayağına götürmüyor… Eskiden olsa bu durum can sıkıcı olabilirdi; ama …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir