Korku Nedir? I Psikoloijk Bir Analiz


Korku, insan hayatının, merkezi duygularından biridir.

Okuyacağınız yazıda korku, psikolojik açıdan ayrıntılı bir şekilde ele alınıyor. Yazıda şu soruların cevaplarını bulabileceksiniz:

  • Korku nedir?
  • Korku çeşitleri nelerdir?
  • Korku belirtileri nelerdir?
  • Korku tedavisi nasıl yapılır?

Korku, psikolojide en temel insani duygulardan biri olarak kabul edilmektedir. Bunun anlamı şudur: İnsanoğlu, tarihin tüm zamanlarında ve tüm mekanlarında korku duygusuyla var olmuştur.

Yaşadığı döneme, mekana, kültüre vb. göre insanoğlu farklı korku deneyimi ile karşı karşıya kalmış olabilir. Tarihin bir döneminde, dinazor çok önemli bir korku kaynağı iken, zamane insanı için dinazor bir şey ifade etmemektedir; çünkü günümüzde dinazor diye “tehlikeli” bir yaratığın varlığından bahsedemiyoruz.

Bazı kültürel yapılarda cin, peri gibi kavramlar korkutucu olabilirken, bazı kültürel yapılarda bu korkulardan bahsedemeyebiliriz.

Görüldüğü üzere, korkunun evrensel bir duygu olduğunu kabul etmekle birlikte, odağının değişkenliğinden de bahsedebiliriz.

Korku Nedir?

Türk Dil Kurumu Sözlüğünden hareketle şöyle bir tanımlama yapabiliriz: Korku, gerçek veya beklenen
bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan coşku, beniz sararması, ağız kuruması,
kalp, solunum hızlanması vb. belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik
değişmelerle kendini gösteren duygudur.

Psikoloji alanında çalışan uzmanlar, korkuyu farklı şekillerde tanımlamışlardır. “Korku nedir?” sorusuna psikolojik açıdan verilen bazı cevapları şöyle listeleyebiliriz:

  • Korku, görünen veya görünmeyen tehlikeler karşısında gösterdikleri doğal ve gerekli tepkidir.
  • Korku, gerçek bir tehdit ya da tehlike karşısında kişinin gösterdiği tepkidir.
  • Korku, canlı varlıkların, görünen ve görünmeyen tehlikeler karşısında gösterdikleri en doğal tepkidir.
  • Korku, bir tehlike karşısında duyulan heyecandır.
  • Korku, canlı varlıkların (görünen veya görünmeyen) algıladığı, düşündüğü, imgelediği, tasarladığı tehlikeli, tehdit dolu durum, kişi, nesne, olay, olgu karşısında gösterdiği doğal, evrensel duygulanım durumu, ruhsal bir tepkidir.

Yukarıdaki tanımlardan hareketle, korku deneyiminin bazı noktalarına dikkat çekelim isterseniz:

  • Bir insanın korkuya kapılması için, “tehlikeli bir uyaran” kendini göstermelidir. Yani kişi, kendine zarar verme ihtimali olan, tehlikeli bir uyaran (şey, durum, kişi, ihtimal vb.) ile karşı karşıya kalmalıdır. Kişi iin söz konusu tehlikeli uyaran, bazen ağzından salyalar akan bir köpek olabilirken, bazen de, annesinin kendisine küsme ihtimali olabilir. Bazen korku kaynağı o kadar derinlerdedir ki, kişi bunu tek başına bulamayabilir.
  • Korku ile ilgili önemli bir diğer nokta ise, kişinin algıladığı tehlike karşısında sahip olduğu kendi gücüdür. “Bir tehlike var, fakat ben onunla başa çıkabilirim.” dediğinde kişi, başa çıkamayacağı bir tehlikeye oranla daha aza korkuya kapılabilir. “Tehlike ile başa çıkma ihtimali kişi için ne kadar yüksekse, korku yoğunluğu o kadar az olur.” diyebiliriz.
  • Korku tüm duygular gibi, öznel bir deneyimdir. Yani, herkesin korkusu kendine. Beni korkutan şey sizi hiç rahatsız etmezken, sizi dehşete düşüren şey benim umurumda bile olmayabilir. Bunu sınav sonucu karşısında, öğrencilerin verdikleri tepkilerde gözlemleyebiliriz mesela. Kimisi olası bir başarısızlıktan ölesiye korkarken, kimisinin başarısızlık umurunda olmayabilir.

Bazı araştırmacılara göre, doğuştan getirdiğimiz üç “temel korku” söz konusudur. Bunlar:

a)Dokunma duyusu ile hissedilebilen çok soğuk ve çok sıcak uyarıcılardır.
b)Aniden beliren çok yüksek sesler.
c)Yüksekten düşme tehlikesi.

Temel korkular dışında kalan korkular “öğrenilmiş korku” olarak kabul edilir.

Korkuya Dair Bazı Noktalar

  • Korku Neden Var?

Korku duygusunu çok yoğun yaşayan bazı insanlar, korkularından tamamen kurtulmak amacıyla terapiye gelirler. Terapistlere dedikleri şudur: Öyle bir şeyler yapalım ki, korku duygusu benden uzak olsun.

Bazı insanlara bakarsınız; korkusuz görünürler. Sanki hiçbir şey onlar için tehdit edici değil, ya da her tehdidi bertaraf edebilecek gibi bir mesaj verirler etrafa. Şöyle der gibidir tavırları: Bana bir şey olmaz.

Yukarıda dile getirdiğim iki durum, korku ile başa çıkmanın iki uç haline göndermedir aslında. Ya o kadar korkarız ki hayat çekilmez hale gelir; ya da hiç korkmayız ve her an başımıza bir şey gelebilir gibi yaşarız. Peki normali nedir?

Norma (işlevsel olan) korku düzeyi “gerçekçi” olandır. Korkuya ihtiyacımız var; çünkü bütün duygular gibi, korku da bize mesaj verir. Tehlikelere karşı uyanık kılar bizi. Kendimizi korumamızı sağlar. Şunu net olarak söyleyebiliriz ki, şayet hiç korkmasaydı insanlık, var olamazdı.

Önemli olan, korkuyu yerinde ve yeterince deneyimleyebilmektir.

  • Korku Ne Zaman Zararlı Verici Olur?

Korku duygusu gerçekçi olmaktan çıktığı oranda, insanın psikolojik sağlığını olumsuz etkiler hale gelebilir. Şayet, hayat karşısında hep tehlike odaklı yaşıyorsak, olası bir durumla ilgili hep olumsuz tarafları görürsek, hayat bizim için çok kısıtlı bir alana sıkışmış olur. Bu da hayatın neşesini, üretkenliğini, keyfini kaçırmamıza yol açar.

Birini düşünün ki, ona bir şey olur korkusuyla çocuğunu okula gönderemesin, trafik kazası yaşar korkusuyla araba kullanamasın, zehirlenir endişesiyle ilaç içemesin, aldatılma korkusuyla insanlarla yakınlaşamasın vb. Bu kişinin hayatı nasıl olur? Muhtemelen hiç de keyifli olmaz.

  • Korkular Nasıl ve Neden Kalıcı Olur?

Korkuların kalıcılığını anlamak için, çocukluk deneyimlerinin önemini hatırlamamız gerekiyor. İnsan yavrusu dünyaya geldiğinde, dünyaya dair bir bilgiye sahip değildir. Ancak bilgi edinme potansiyeline sahiptir. Yani, yetişkin insanlar için tehlikeli olan pek çok şey, bebekler için hiç de korkutucu değildir. Mesela, bıçakla ilk kez karşılaşan bir çocuk bıçağın tehlikeli olduğunu bilmez. Çok rahatlıkla onu eline alıp onunla oynayabilir. Ancak eli kesildiğinde ve acıdığında, bıçak onun için artık “can acıtıcı” ve dolayısıyla da tehlikelidir. Yani çocuk, bir deneyim sonucu bıçağa dair bir korku (gerçekçi bir korku) geliştirmiş olur.

Bir kadın düşünün, gök gürültüsü ile ilgili bir korkuya sahip olsun. Bu kadının gök gürültüsüne verdiği tepkilere şahit olan çocuğu da muhtemelen gök gürültüsüne karşı bir korku (gerçekçi olmayan) geliştirecektir. Bu durumda korku, bir önceki örnekteki gibi deneyim ile değil de model alarak öğrenilmiş olur.

Gerçekçi olmayan korkuları kalıcı hale getiren en önemli faktör, uyarana verilen tepkinin tekrarıdır. Açıklayalım: Diyelim ki siz bir sırrınızı annenizle paylaştınız ve ona , “Sakın ha kimseye deme.” dediniz. Ertesi gün ise, üst kattaki komşu teyzeniz, sırrınızla ilgili size bir şaka yapıyor olsun. Ne oldu şimdi? Anneniz sizin için çok önemli bir sırrı, sizi inciteceğini umursamadan bir başkasıyla paylaştı. İlk etapta çok masumca görülen bu olay (tek bir olay olmayabilir) size şunu öğretti: Sırrını annen bile olsa, başkalarıyla paylaşırsan incinirsin. Artık siz, iç dünyanızı insanlardan uzak tutmaya başlarsınız. Siz uzak durdukça insanlarla yakınlaşma ihtimaliniz azalır. Bu durum gittikçe, insanlarla aranızdaki mesafeyi açar. İncinme korkusu yüzünden, yakınlıktan kaçınır hale gelirsiniz. Söz konusu kaçınma, korkunuzu azaltmaz, aksine korkunuzun artmasına yol açar. Ve bu hayatınızda bir döngü haline gelir.

Özetle, korkuları öğrenmemize yol açan en önemli faktörler kişisel deneyim ve model alarak öğrenme iken, korkuları kalıcı hale getiren en önemli faktör de, kaçınma odaklı tutumlarımızdır.

Korku Çeşitleri Nelerdir?

Gerçekçi Korkular

Gerçekçi (normal kabul edilen) korku, gerçek bir tehdit ya da tehlike karşısında kişinin gösterdiği tepkidir. Gerçekçi korkuda, ortada gerçekten tehlikeli bir uyaran vardır, ve önlem alınmazsa kişi gerçekten bir zarar görebilir.

Başınıza bir silah dayandığında, bir araba üzerinize doğru gelirken, yakınınızda bir bomba patladığında vb. gerçekten korkarsınız. Kaldı ki korkmanız da gerekir. Otobanın ortasında korkusuzca oynaşan çocukları düşünsenize. Korkusuzlukları ne kadar normal?

Hayali (Gerçekçi Olmayan) Korkular

Bazen ortada gerçek bir korku uyaranı olmasa da, korkabiliriz. Aldatılmaktan, parasız kalmaktan, sınavdan düşük puan almaktan, alay edilmekten, küçük düşmekten vb. korkabiliriz. Buradaki korku, psikolojide anksiyete (kaygı) olarak isimlendirilmektedir. Ayrıntılı bilgi için Anksiyete (Kaygı) Nedir? yazısını okuyabilirsiniz.

Bazı Spesifik (Özel) Korkular

Gürültü Korkusu

Gürültü korkusu bebeklikteki ve ilk çocukluk yıllarından itibaren gelişen bir korkudur. Çocuklar büyüdükçe etkilerini yitirmekle beraber hayat boyunca görülen ‘ürkme tepkilerinin’ en yaygın sebeplerinden birini teşkil etmektedir. Bazı insanlar yüksek frekanslı ve aniden bir ses duyduklarında yoğun ürküntü yaşarlar. Özellikle beklenmeyen durumlar karşısında daima tetikte olabilirler.

Alışılmadık Nesnelerden Korkma

Birçok çocuk alışılmadık ve acayip şeylerden korku duymaktadır. “Acayip” olan şey çocuğun kavramsal gelişimine bağlı olarak, alışılmışın dışında kalan şeydir. Çocuğun hayatında karşılaşmış olduğu bazı yenilikler bazen çok çekici, eğlendirici olurken bazen de çok korkutucu olabilmektedir. Büyüklerin karşılaştıkları ve normal saydıkları birçok şey çocuklar için bir yenilik, belki de bir kötülük belirtisi olarak algılanmaktadır. Benzer şekilde, bazı yetişkinler de yeni durumlardan, yeni ortamlardan vb. tedirginlik  duyabilirler.

Yalnızlık, Terk Edilme, Kimsesizlik ve Ölüm Korkusu

Çocukların çoğunluğu kısa ya da uzun süreler içerisinde yalnız bırakılmış olabilir. Çok kısa süre, hiçbir kasıt unsuru taşımasa bile böyle bir olay bir çocuk için çok korkutucudur. Kendisine durmadan, büyüklerine güvenmemesi, bir gün kendisini bırakıp gidecekleri, bir tehdit ya da cezalandırma aracı olarak söylenip durursa çocuk, psikolojik olarak kendisini bırakılmış hissedebilir. Bu ayrılık ve yalnız bırakılma anı daha sonra ortaya çıkacak bir ölüm korkusunun psikolojik öncüsü niteliğindedir. Çocuklar annelerinden, babalarından ve başkalarından duyduklarını gördüklerini, çağlarına ve yaşlarına göre yorumlayarak ölüm kavramını geliştirirler. Ölüm, ayrılma, boşanma çocukta şaşkınlık yaratır. Bütün bunların nedenini kendisi olarak düşünür ve davranışlarından güven duymaz.

Aynı şekilde, bazı yetişkinler de, yalnızlıkla, terk edilmeyle, ölümle ilgili aşırı endişe taşıyabiliyorlar. Hatta, psikolojik destek arayışında bulunanların önemli bir kısmının sorununu bu tür korkular oluşturmaktadır.

Hayvanlardan Korkma

İnsanlar çocukluk döneminde çeşitli canlılara yönelik korkular geliştirebilir. Bunların arasında en fazla görülen kedi ve köpek korkusudur. Burada önemli nokta çocukla ilgilenen ebeveyn ve bakıcının uyanık davranmasıdır. Çocukta beliren ani irkilmeler, korku belirtileri göz ardı edilmemelidir. Bunlar yetişkinlikte de devam eden korkulara ve olmadık düşüncelere dönüşebilir. İnsanların hayvan korkusu onların davranışlarını etkilemeyi sürdürmüştür.

Karanlık Korkusu

Karanlık korkusu hem çocuklar hem de büyükler tarafından dile getirilen bir korkudur. Kaçınma ve şartlanmanın yanı sıra, korkuya neden olan faktörlerden biri de endişedir. Endişenin yarattığı korkuya en çok karanlıkta ve uykuya dalarken yalnız kalındığında rastlanır.

Gece ve karanlık insanlık tarihinin başından beri kötü, uğursuz, tehlikeli olan ile özdeşleştirilmiştir. Çocuklarda büyürken bu eşleştirmeyi farkında olmadan öğrenirler aslında. Karanlık ile ilgili en korkutucu olan şey duyularımızın etrafı görmek ve kontrol etmek için yeterli olmamasıdır. Gecenin karanlığında gündüz rahatlıkta kıyafetlerimizi aldığımız dolap gece olunca bir canavarı saklandığı gizli bir yere dönüşür. Karanlık bilinçaltındaki düşünceleri, fantezileri, hayalleri tetikler. Çocuklar güvende hissetmek için bilmek, görmek, dokunmak kontrol etmek isterler, karanlık buna engel olur.

Çocuklar gibi yetişkinler de karanlıktan korkabilirler.

Korku Belirtileri Nelerdir?

Korkunun pek çok göstergesinden bahsedilebilir. Duygulanım sistemi çalışan her insan, korku duygusunun ne olduğunu bilir.  Bununla birlikte, korkunun bedenimizdeki karşılıkları şunlardır:

  • Çarpıntı (kan basıncı ve kalp atışının artması)
  • Yüz kızarması
  • El ve vücutta titreme
  • Terleme
  • Tükürük salgısının azalması
  • Kas gerginliği
  • Başın çeşitli yerlerinde basınç hissi (bazen sağa ya da sola doğru kafanın
    sarkmaya başlar gibi olması hissi)
  • Baş ağrısı
  • Nefes darlığı
  • Tıkanma hissi
  • Ağız kuruluğu
  • Göz bebeklerinin büyümesi
  • Yutkunma güçlüğü
  • Sık idrara çıkma
  • İştahsızlık
  • Mide ve barsak sorunları
  • Bulanık görme
  • Vücut ısısında ani değişim.

Korkunun Kökeninde Olanlar

Yukarıda, korkuların çoğunlukla öğrenme yoluyla geliştiğini söylemiştik. Şimdi isterseniz, korkularımızın kökeninde yer alabilecek bazı noktalara göz atalım:

  • Korku Bir Bedensel Bozukluk ve Bazı Hastalıklar Sonucu Gelişebilir: Korku kişi tarafından bilinmeyen herhangi bir ciddi rahatsızlık ve hastalıktan da ileri gelebilir. Çocuklar yaşamlarının bir döneminde bir ya da birden çok hastalıkla karşılaşırlar. Bu hastalıklar çocukta hafif dereceden ciddi derecelere kadar sıkıntı oluşturabilmektedir. Bu sıkıntı ise çocukta geçici ya da tüm yaşamı boyunca sürecek izler bırakabilmektedir. Uzun süreli fiziksel hastalık çocuğun içinde bulunduğu bilişsel, sosyal ve ruhsal bilişsel evrelerine göre farklı etkiler yapar. Hastalık tanısını öğrenen çocuk değişik evrelerden geçer. İlk evrede şaşkınlık ve inkar, ikinci evrede ise kızgınlık ve içerleme hakimdir. Kendini suçlama, uyum sorunları ve depresyona kadar uzayan tepkiler ortaya çıkabilir. Zira çocuğa dikkatli olması hususunda yapılan sayısız uyarılar, çocuğun böyle bir duygu geliştirmesi yeterlidir.
  • Hor Görülme: Çocuklukta görülen bir diğer korku da aşağılanma korkusudur. Bazı aileler, başkalarıyla kıyaslayarak çocuklarının gelişimine katkıda bulunacaklarını sanırlar. Böylece çocuğun önüne sevgi duyduğu kişiler tarafından barikat kurulmuş olur. Çocuklar en çok sevgi duydukları kişilerin tepkilerinden etkilenirler. Çocuğun maruz kaldığı kıyaslama, kardeşiyleyse kardeş kıskançlığı, arkadaşlarıylaysa arkadaş
    ilişkilerinde bozulma şeklinde kendini gösterir. Kıyaslamayla başlayan yarış, rekabete dönüşür. Rekabet durumunda, başka olumsuz duygularda ortaya çıkabilir.
  • Korkutulmalar: Çocukları korkutmanın bir türlü eğitim ve disiplin aracı olarak görülmektedir. İnsanlarda korku içgüdüseldir. Örneğin ani bir ses çıkmasından insanın ürkmesi, bu korkuların en büyük özelliği gelip geçici olmasıdır.ne zaman bu korkular gelip geçici olmaktan çıkıp bireyin hayatını etkisi altına alıp günlük yaşamını etkilerse artık korku yerini fobi den bahsetmek doğru olacaktır. Yetişkinler için bahsettiğimiz bu
    durum çocuklar içinde geçerlidir. Zaten yetişkinlerin fobileri incelendiğinde, çocukluk yıllarında eğitim ve disiplin aracı olarak kullanılmak istenen korkunun varlığı dikkat çekmektedir.
  • Tabiatta Olan Olaylardan Korkma: Çocukların karşılaştıkları korkular arasında karanlık, deprem, gök gürlemesi, şimşek çakması, fırtına ve sel gibi tabiatta olan olaylar vardır. Çocuklar bu olaylardan bazılarını yaşamış ise bu korkusu hayat boyu devam edebilir.
  • Şahıslardan Kaynaklanan Korkular: Hırsızlar, serseriler, sarhoşlar, polis, jandarma, doktor gibi şahıslardan korkma genellikle çocukların büyükleri tarafından bir korkutulma aracı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır.
  • Görünmeyen Varlıklardan Kaynaklanan Korkular: Çocukların hayal güçleri gelişmeye başladıkça ruhlar, umacılar, öcüler, cinler, periler gibi görünmeyen varlıklardan korkmaya başlarlar. Bu tip korkular genellikle 6 yaş civarında başlamaktadır. Uygun düzeltici deneyimlerle karşılaşmazsa çocuk, bu korkular yetişkinlikte de varlığını sürdürebilir.

Korkuların Tedavisi Nasıl Olur?

Korkularımızın ne olduğunu net olarak bildiğimizde, onlarla yüzleşmek için ne yapmamız gerektiğini de düşünmeye başlama zamanı gelmiş demektir. O nedenle atılması gereken ilk adım, bizi korkutan olayla yüzleşmektir.

Korkulara, kökleşmeden müdahele edilirse tedavi daha kolay olabilir. Korkular, ilaç, bilişsel davranışçı terapi gibi psikoterapi yöntemleri, gerekirse hipnoz ve müzik ile de tedavi edilebilmektedir.

Psikolojik veya psikiyatrik destek almak mümkün değilse kişinin korkularla başa çıkmasında kendi başına uygulayabileceği teknikler şu şekilde sıralanabilir:

  • Kişinin stresle başa çıkabilme tekniklerini bilmesi,
  • Doğal yöntemler kullanması (uyku, dengeli beslenme, doğru nefes alma, bol su içme, spor yapma) birikimlerin boşalmasını ve toksinlerin atılmasını sağladığı için fobilerde etkili olan biyokimyasal bozukluğun düzelmesine yardımcı olur.
  • Kişinin soğukkanlı davranması, korktuğu varlık olay vb. hakkında konuşmaktan kaçınmak yerine bu konular üzerinde konuşması,
  • Korkuya yol açan bir olay varsa bunun bilinmesi çözümü kolaylaştıracaktır,
  • Korkunun temelindeki düşünceleri iyi tanımak,
  • Korkusunun üzerine gitmeye karar veren kişinin korkunun üzerine kademeli olarak gitmesi gerekir,
  • Korkularla kademeli olarak başa çıkılırken aç, yorgun ve uykusuz olmamaya
    dikkat edilmelidir.

Korku deneyimleriniz yazının yorum kısmından bizimle paylaşırsanız memnun oluruz.

Yorumlar 3

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. korku filmlerini izledikten sonra o gece uyuyamıyorum bu psikolojik mi yoksa başka hastalıktan mı?

    1. Psikolojik olarak görünüyor. Filmleri içselleştirmeniz sonucu etkileniyorsunuz ve aslında senaryo olan bir hikayeyi gerçek dünyanıza yansıtıyorsunuz.

  2. benimde eşim çok korkarak kalkıyor anlatımınız üzerine sanırım pisikolojisi o anda ne görüyorsan rüyasına giriyor

Korku Nedir? I Psikoloijk Bir Analiz

Giriş Yap

Captcha!
Don't have an account?
Kaydol

Şifre sıfırla

Back to
Giriş Yap

Kaydol

Captcha!
Back to
Giriş Yap
İçerik Tipi Seç
Kişilik testi
Kişilik hakkında bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyenler için cevapların olduğu doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Kararlar verme ya da görüş belirlemek için anket
Hikaye
Gömülü ögeler, görseller ve biçimlendirilmiş metinler
Liste
Klasik listeler
Açık Liste
Açık Liste
Sıralama Listesi
Sıralama Listesi
Video
Youtube, Vimeo, Vine gömülü videolar
Ses
Soundcloud & Mixcloud
Resim
Fotoğraf & GIF