Ana Sayfa / Köşe Yazıları / Öyle Bir Geçer Zaman ki

Öyle Bir Geçer Zaman ki

Teknolojinin hızla ilerlediği toplumumuzda bugünün çocukları nereye koşuyor? Hangi âlemde dolaşıyor, ruhları neyle deşarj oluyor?

Bugünün çocuğu doyumsuz, tatminsiz, mutsuz, huzursuz… Kimileri der ki bu dönemin çocukları çok şanslı, her istedikleri oluyor, zorluk nedir,yokluk nedir bilmiyor, ne güzel! Kimileri de der ki bu dönemin çocukları şanssız çünkü mahalle kültürüyle büyümediler, enerjilerini toz toprak içinde atma şansı bulamadılar, binalar arasında sıkışıp kaldılar…

Dünün çocukları böyle miydi? Sabah sokağa çıkar, akşam ezanıyla eve dönerdi. Hasbelkader oyuna dalmışsa annenin pencereden söylenişiyle uyanır, koşar adımlarla eve giderdi. Eve gelince de pili biter, süt dökmüş kedi gibi olur, yemeğini yer, hemen yatağına geçerdi.

Saflığın bu kadar güzel, samimiyetin bu kadar içten yaşandığı o günler mazide kaldı. Şimdi kardeş kardeşe güvenmez oldu. Menfî çıkarlar hep ilk sıralarda yer aldı. İnsanlık şekil şemail değiştirdi.

Peki bunlara sebep neydi, bu hızlı ve köklü değişime ne sebep olmuştu? Tabiî ki ilk sırada “teknoloji” geliyor. Teknolojinin hızla ilerlemesi, televizyon kanallarının bir virüs gibi çoğalması, popüler kültürün dayattığı ilkeler,  çocuklarımızın ve bizlerin hızla değişmesine sebep oldu.

Dünün çocukları geleneksel oyunlarla ya da hayal güçlerini kullanarak geliştirdikleri oyunlarla büyümelerine rağmen bu dönemdeki çocuklar bilgisayar oyunları, son teknoloji oyuncaklarla büyüyüp yetişiyorlar. Oyuncakları eskimeden yenisi çıkıyor, bu da çocuklarda doyumsuzluğa ve tatminsizliğe neden oluyor.

Bilgisayar oyunları bugünün çocuklarını esir almış. Beyinleri uyuşmuş durumda… Bir gün psikolog bir arkadaşımla karşılaştığımız vakaları tahlil ediyor, yorumluyorduk. Bana bir olay anlattı. İyi bir yerde psikiyatr olan bir beyefendi, eşiyle birlikte oğlunu arkadaşıma getirmiş. Çocuğun sorunu karşısında hemfikir olamayan ebeveynler psikoloğun yanında da fikir ayrılıklarını ifade etmişler. Çocuğun sorunu “bilgisayar bağımlılığı”. Baba çocuğunun bağımlı olduğunu düşünmüyor, gerekçesi de şu: “Bizim dönemimizde mahalleye çıkar oyun oynardık, oysa bu dönemin oyunu da bilgisayar, mahalle kültürü kalmadığı için çocuklar evlerinde bilgisayar oynuyorlar, çocuğum döneminin gereğini yapıyor ve yaşıyor.” Anne ise çocuğunun bağımlı olduğunu düşünüyor.

Bu duruma gülelim mi ağlayalım mı? Çok trajikomik bir olay… İşin erbabı olan baba çocuğunun bağımlı olduğunu kabullenmezken anne eşine sesini duyuramıyor bile… İşte toplumumuzdaki en büyük sorunlardan biri eşler arası iletişimsizlik ve uzlaşma noktasında buluşamamak… Ne yazık ki böyle aileler çocuklarını okumada, onların duygu dünyalarına girme de çok büyük sıkıntı yaşıyorlar…

Bunlar oldukça insanî duygularımızı yitiriyoruz. Saygı, sevgi, merhamet, vicdan… Nerede bu güzelim duygular? Bu dönemin insanında bu duygularla çok az karşılaşır olduk.

Dünün insanı böyle miydi? Saygıyı hayatının merkezine almıştı, baba figürü bir aile için çok önemli idi. Evin reisi eve gelince tüm aile bireyleri saygı duruşunda dururlardı adeta. Geçenlerde annemin çok sevdiği bir arkadaşının evine gitmiştik, oradan buradan muhabbet ederken eşinden ve oğlundan bahsetti ve şöyle dedi: “Eşimin babası bize geldiğinde eşim hemen hürmetle ayağa kalkar “Buyur baba, bir isteğin var mı baba?” gibi cümlelerle babasının etrafında dört döner, saygıda kusur etmez. Ama oğlum, babası eve gelse bile istifini bozmaz, uzanır, yattığı yerden doğrulmaz.” Görüyor musunuz iki kuşak arasındaki farkı?

Modern kültürün en büyük tuzaklarından biriydi bu; atayı silmek,hürmet, değer, saygı gibi bir aile için çok önemli olan kavramların özünü untturmak,özgürlükçü, eşitlikçi bir toplum oluşturmak. Niye eşit olalım ki? Erkeğin de bayanın da fıtrî, fizikî farklılıkları varken nasıl eşit olmaktan bahsederiz?

Kadın kadınlığını, erkek erkekliğini bilecek. Toplum, popüler kültürün baskısı altındayken insanların aslî rollerini yaşamaları çok güç bir hale geldi. Kadın-erkek rolü el değiştirdi. Etrafımızı dominant kadınlarla pasif erkekler sardı.

Dünün insanı böyle miydi? Bundan birkaç yıl önce TRT ekranlarında “Seksenler” adlı bir dizi çıkmıştı, büyük ihtimalle çoğunuz bilirsiniz, benim evimde televizyon yok, bir gün ablam bana telefon açtı ve bu diziden bahsetti, bu dizinin çocukluk yıllarımızı ne de güzel anlattığını söyledi. Ben de internetten birkaç bölüm izledim. Evet, ablam haklıydı, çocukluk yıllarımızı ne de güzel anlatılıyordu ama ben ondan çok dünün ve bugünün insanını bu dizi sayesinde çok daha iyi tahlil ettiğimi gördüm.

Gerçekten dizide de vurgulandığı gibi o dönemde saflık vardı, temizlik vardı, insanlık vardı, saygı vardı, herkes üzerindeki sorumluluğu hakkıyla yerine getirirdi. O dönemde kötü insan hiç mi yoktu, elbette vardı, her dönemde olduğu gibi… Ama azınlıktaydı, güzel yürekli insanlar çoğunluktaydı. O dönemde hakka, hukuka, sorumluluklara önem verilirdi.

Bugünün insanlarının bir kısmında ise sorumluluklarından kaçıp topu başkasına atma çabasında.Ne hikmetse sürekli haklı gerekçelerimiz var. Şundan dolayı bunu yapamadım, böyle böyle sebeplerim olduğu için falanca programa yetişemedim. Çok yoğundum tamamen aklımdan çıkmış… Zaten bugünün insanı öyle bir yoğunluk girdabına girmiş ki bir türlü çıkamıyor. Sürekli meşguliyetleri var.

Peki, bunlardan en çok kim etkileniyor? Tabiî ki geleceğimizi oluşturacak çocuklarımız. Çocuklaryanlış tutumlarımızla sık karşılaştıkça bizim hatalı davranışlarımızı gördükçe bunları model alacaklar ve kısır döngüde sıkışmaya mahkum olacağız.

Çıkış nerededir ya da neydedir? Çıkış zamanın kıymetini bilerek hayatı dingin yaşamakta saklıdır. Her anın her dönemin değerini bilerek yaşamak ne güzel bir meziyet…

Çocuk doğar, büyür, okula gider, yetişkin okul, evlenir yuvadan uçar, yaşlanır ve bu dünyadan göç eder. Bu yaşam döngüsünü Rus ressam AndreiPopov “Çocuk Büyütmek” adlı eserinde çok güzel anlatmış ve özetlemiştir.

Öyle ya da böyle hayat bir gün son bulacak. Zamanın su gibi akıp geçtiği bu dönemde yaşamı daha yavaş ve doyasıya yaşamak yani gününüzü bereketlendirmek sizin ellerinizde… Güne erken başlamak, kendinize ve aile üyelerinize yeterli miktarda zaman ayırmak, teknolojinin esareti altında sıkışmamak, onu bilinçli ve doğru kullanmak zaman yönetiminiz açısından son derece önemli hamlelerdir. 

Gelecek neslimiz olan çocuklarımızla ihtiyaçları miktarda zaman geçirmek son derece önemlidir. Kudret Eren Yavuz’un güzel bir sözü var. “İlişki kurulmayan çocuk ihmal edilen çocuktur.” Çocuklar zamanının çoğunu tablet, telefon gibi teknolojik aletlerle geçiriyorsa ihmale uğramıştır. Bu ihmal çocuğun gelişim evresinde özellikle kişilik gelişiminde büyük boşluklara neden olacaktır. İhmale sık sık uğramış çocuk psikolojik travmalar yaşayabilir ve kaç yaşına gelirse gelsin hayatının o önemli dönemlerinde oluşan boşlukları travmaları atlatması uzun zaman alabilir.

Bu yüzden kıymetli anne babalar; yavrunuza güzel sözlerinizle dokunun, yüreğini okşayın. Onu görün, duyun, dinleyin…”Yavrum senin varlığını, düşüncelerini, duygularını çok önemsiyoruz” mesajını verin ona. Eğer bunun aksine onunla ilişki kurma, değer verme hususunda hassasiyet göstermiyorsanız belirli bir müddet sonra yavrunuz kendini görünmez hisseder ve pasif bir karakter olarak toplumda yerini almaya mahkum olur.

Çocuklarınızla konuşun, sohbet edin, herhangi bir konu hakkında fikrini alın, gülün, eğlenin, onunla sapasağlam bağlar kurun. İhtiyaç duyduğu her an yanında olmaya özen gösterin. Yavrunuzun minik kalbi sizi istiyor, sizi bekliyor. Onun dünyası sizinle renkleniyor, sizinle yeşeriyor, sizinle büyüyor.

Unutmayın! Zaman o kadar acımasızca ilerliyor ki anın kıymetini yavrunuzla birlikte çıkartın ve doyasıya yaşayın.  Hadi bakalım, şimdi sahne sırası sizde. Eminim çok iyi bir iş çıkaracaksınız. Başarılar…

Psikolojik Danışman Zuhal Güney

Gsm: 0 530 3309233 

Hakkında: Zuhal GÜNEY

Psikolojik Danışman

Bu da var!

Beyin Göçü Problemimiz

Beyin göçünün ülkemiz adına tersine döndüğünü düşünenler olsa da güncel araştırmalar bu durumun böyle olmadığını …

2 Yorum

  1. Çok güzel anlatmışsınız.. Her şeyin bu vb. Farkindaliklarla düzeleceğini umuyorum.. Kaleminize sağlık..

  2. Zuhalcigim ne güzel yazmissin emeğine sağlık hep çocuklari zamana kurban ediyoruz buda bir gerçek bizim çocukluğumuzda sıkılma lüksü olmayan anne babalar vardı şimdi keyfi için evladlarini kenara itenler le dolu ortalık cocuklugumda kültürler baskada olsa ekonomiler farklıda olsa aile değerleri aynı olan insqnlarbvardi çevremizde şimdi o değeri biz versek dışarıda sersemlesen çocuklar var is başa düşüyor kardeşim akıllı anne baba olmak ve ciddi vakit ayırmak tan geçiyor sanki hersey sende güzel bir Örnek sin tatlmı tebrik eder öperim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir