Ana Sayfa / Genel / Pareto Prensibi Hayatımızın Neresinde?

Pareto Prensibi Hayatımızın Neresinde?

Çoğu zaman farkında olmasak da prensipler belki de yüzyıllardır hayatımızın içinden bizlere bir şeyler anlatıyor, bizim için olguları ve olayları yorumluyor. Peki bu prensiplerin hayatımızdaki yerini keşfederek, hayatımızda neleri değiştirebiliriz? Bu yazımda, bu soruların cevabını bulabileceğimiz Pareto Prensibini, bu prensibin sosyal yaşamımız ve iş hayatımızdaki yansımalarını ele alacağım.

Pareto Prensibi Nedir?

Pareto Prensibi ismini, bu prensibi bulan kişi olan Vilfredo Pareto’dan almıştır. İtalyan Sosyolog ve Ekonomist Pareto, 1890’lı yıllarda yaptığı gözlemler sonucunda İtalya’daki zenginlik düzeyinin %80inin,  toplumun %20’lik bir kesimine ait olduğunu gözlemlemiştir. Pareto, bu gelir adaletsizliği durumunu İngiltere ve diğer ülkelerde de araştırmış ve benzer sonuçlara ulaşmıştır. Ekonomik dağılımların toplum içerisinde büyük farklılıklar göstermesi ve prensibin benimsenmesi ile bu yaklaşım hayatın farklı noktalarında da analiz edilmeye başlanmıştır.

Pareto prensibi, “80/20 kuralı”, “Önemli Azın Yasası” ve “Etken Seyrekliği İlkesi” adları ile de kullanılmaktadır. Pareto prensibi, %20’lik faktörlerin, %80’lik bir etki alanı oluşturduğunu ileri sürmektedir. Diğer bir ifadeyle, sonuçların %80’i, sebeplerin %20’sinden kaynaklanmaktadır. 80 ve 20 oranı, 75’e 15, 60’a 40 veya 1’e 99 şeklinde de değişiklikler gösterebilir. Bu oranların yorumlanmasındaki ana fikir, sonuçların çok büyük bir bölümünün, sebeplerin çok küçük bir kısmına dayanmasıdır. Günümüzde halen geçerliliğini koruyan bu ilke, hayatımızın bir çok alanında karşımıza çıkıyor.    

Sosyal Yaşamımızda Pareto Prensibi

Sıkça yaptığınız telefon görüşmelerinizin %80’inde, genellikle telefon rehberinizdeki kişilerin sadece %20’lik kısmı ile bu konuşmaları yaptığınızı, daha önce fark etmiş miydiniz?  Ya da vaktinizin %80’inin, tanıdıklarınızın yalnızca %20’si ile geçtiğini? Peki, zamanınızın %80’inde, gardırobunuzdaki kıyafetlerin sadece %20’sini mi giyiyorsunuz? Pareto prensibine hoş geldiniz.

Pareto prensibi ile alakalı, yıllardır yapılan çalışmalar sonucunda, birçok bakış açısı oluşmuş durumda. Problemlerle başa çıkma, karar alma, olayları yorumlama gibi çok farklı alanlarda kullanılabilen bu bakış açıları, az ve en önemli olan bölümün, çok olan bölüme kıyasla, daha çok verim oluşturmasına ve neden-sonuç ilişkilerindeki dengesiz orantının kaçınılmaz gerçekliğine dayanmaktadır. Sistematik dengesizlik modelini ifade eden 80/20 kuralı ile alakalı örneklere bakarak konuyu daha etkin bir şekilde anlayabileceğimizi düşünüyorum. Örneğin:

  • Dünya nüfusunun %20’lik bölümü, Dünya’daki toplam zenginliğin %80’ine sahiptir.
  • Trafikte oluşan kazaların %80’ine, sürücülerin %20’si sebep olmaktadır.
  • Ülkemizdeki bilimsel yayınların %80’i, üniversitelerimizin %20’si tarafından yapılmaktadır.
  • Nobel ödüllerinin %86’sını, ülkelerin %20’si kazanmaktadır.
  • Yapılan bağışların %80’i, toplumun %20’lik bölümü tarafından yapılmaktadır.
  • Hastaların %20’si, sağlık kaynaklarının %80’ini kullanmaktadır.
  • Telefon uygulamalarına bakılan zamanın %80’inde, telefondaki uygulamaların %20’sine bakılmaktadır.
  • Yapılan bir araştırma Türkiye’deki insanların günlük ortalama 400 kelime ile Türkçe konuştuğunu ortaya koymaktadır. Oysa Türk Dil Kurumu’nun güncel Türkçe sözlüğünde 111 bin 27 kelime bulunuyor. Bu durum da gündelik yaşamımızda, 111 bin 27 kelime arasında sadece 400 kelime kullandığımızı gösteriyor. Yani gündelik yaşamımızda kullandığımız kelimeler, sözlükteki toplam kelime sayısının %1’i bile değil.

Tüm bu örnekler, Pareto İlkesinin hayatımızda ne denli yer edindiğini gösterir nitelikte. Peki iş yaşamında bu prensip ne boyutta? Hep beraber örnekleri ile inceleyelim.

  • İş Dünyasında satılan ürünlerin %20’si, elde edilen kar oranının %80’lik bölümünü oluşturmaktadır.
  • Yapılan satışların %80’i, çalışanların %20’si tarafından yapılmaktadır ve satışı yapılan ürünlerin %80’i, müşterilerin %20’si tarafından satın alınmaktadır.
  • Çalışanların %20’si işyerindeki sonuçların %80’inde etki sahibidir ve işyerinde oluşan problemlerin %80’i, çalışanların %20’sinden kaynaklanmaktadır.
  • Kalite alanındaki hataların %80’i, nedenlerin %20’sinden oluşmaktadır.
  • Yapılan bir diğer gözlem, promosyonların %80’inin, yöneticilerin %20’lik bir bölümü tarafından sağlandığını ortaya koymuştur.

1963 yılında IBM, bir bilgisayar zamanının, yaklaşık yüzde 80’inde işletme kodunun, yaklaşık yüzde 20’sinin çalıştırılarak harcandığını fark etmiştir. Şirket en çok kullanılan yüzde 20’yi, kolay erişilebilir ve kullanıcı dostu yapmak için işletim yazılımının, çalışanlar tarafından yeniden yapılmasını istemiştir. Ve böylece IBM, bilgisayarlarında, daha verimli sonuçlar elde etmeyi başarmıştır. Diğer bir örnek olan Microsoft ise, en fazla raporlanan hataların %20’sini çözerek, sistemde yaşanan çökme problemlerinin %80 oranında çözüme kavuşturulabildiğini ileri sürmüştür.

Görüldüğü gibi Pareto İlkesi ya da diğer adıyla 80/20 kuralı, sosyal hayatımızda ve iş hayatımızda karşımıza çıkan ve hayatımızdaki matematiksel dengeleri işaret eden bir prensip. O halde, Pareto Prensibini kullanarak, kişisel, sosyal ve iş hayatımızı nasıl daha verimli bir hale getirebiliriz?

Oranların, yaşamımızdaki analizini yaparak, doğru yüzdeye odaklanmak: Bizler genel olarak tüm nedenlerimizin, aynı sonuçları getireceği veya tüm neden ve sonuçların eşit orantılı olduğu yönünde bir beklenti içerisinde olsak da, Pareto İlkesi, %50’lik bu durumun çok nadir yaşandığını söylemektedir. İlk olarak yapmamız gereken, hayatımızda %80,90 oranlarında bizi başarıya götüren yüzde 10’luk veya 20’lik paydadaki eylemlerimizin farkına varmak. Bunu yapabilmek için ise en çok ihtiyaç duyduğumuz diğer faktör ile devam ediyorum.

Zaman yönetimini doğru kullanmak: Genel bir yargı olan, “Bir işi bitirmek için ne kadar zamanınız varsa, o işi bitirmek o kadar süre alır” sözü bu prensibi destekler nitelikte. Yani aslında çok uzun süre yaparak başarılmış bir işin sadece %20’lik kısmı, %80’lik başarıyı getiriyor. Geri kalan kısmı sandığımız kadar verimli değil belki de. Doğru zaman yönetimi kullanarak ve doğru yüzdeye odaklanarak hayatımızda daha fazla verim elde etmek, mutluluğumuzun %80’ini oluşturan hayatımızdaki %20’ye daha fazla vakit ayırmak bizlerin ellerinde.

Hayatınızdaki doğru yüzdeyi bulmanız dileğimle… 

Psikolog M. Sadi Nakiboğlu

Soru, düşünce ve talepleriniz için:

[email protected]                                                 

Twitter: @NakibogluSadi

İnstagram: @sadinakiboglu                                               

Linkedin: Sadi Nakiboğlu

Hakkında: Sadi NAKİBOĞLU

Psikolog

Bu da var!

Endüstriyel Psikoloji Deneyi: Hawthorne Etkisi

Psikoloji biliminde, geçmişten günümüze kadar yapılan birçok deney, insan davranışlarını, alışkanlıklarını ve bilinçaltı yapısını oldukça …

2 Yorum

  1. M.İrfân Çınargil

    Tebrîk ederim bize çok güzel bir bakış açısı
    kazandırdığınız için…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir