Ana Sayfa / Genel / Psikoloji Nedir?

Psikoloji Nedir?

Herkesin ortak görüş olarak birleştiği psikoloji nedir tanımlaması; insanın bilişsel süreçlerini, insan ve hayvan davranışlarını nedenleriyle birlikte araştıran bilim olduğudur. Hayvan davranışlarını inceleyerek insan davranışları hakkında kestirimlerde bulunan psikoloji, tüm deneylerini insanlar üzerinde gerçekleştiremediği için tanımda hayvan davranışları da geçmek zorunda kalmıştır. Bilim adamlarının ilk çalışmalarında psikoloji neredeyse sadece davranışçı deneylerle tanınıyordu. Bu davranışçı deneyler (özellikle uyarıcı-tepki, ödül-ceza deneyleri) daha ziyade hayvanlar üzerinde gerçekleştirilebiliyordu. Oysa daha sonra farklı ekollerin ortaya çıkmasıyla sosyal alanlarda da deneyler yapabilen, insanların örneklem olarak kullanılabildiği bir bilim dalı olarak daha kestirilebilir sonuçlara erişmeye başlamıştır. Bu da psikolojinin hem bilinci hem de bilinçaltını inceleyen bir bilim olarak saygın bir yer edinmesini sağlamıştır. Bu konuya psikoloji ekolleri başlığı altında daha detaylı değineceğiz.

Biyolojik, bilişsel ve sosyal bir varlık olarak insan tüm yönleriyle bir bütündür. İnsanı bu üç kıstastan herhangi birini çıkartarak değerlendirmek yanlış olur. İşte psikoloji anlam olarak bu üç alandan daha çok bilişsel olana yoğunlaşmaktadır. Sosyal varlık olarak insanın incelenmesi ise psikoloji alt dallarından sosyal psikolojinin konusu olmaktadır.

İnsanın zihinsel serüvenini, davranışlarını inceleyerek ortaya çıkarmaya çalışan psikoloji, teknolojinin gelişmesiyle birlikte beynin yapı ve fonksiyonlarını da inceleyerek – nöropsikoloji adı altında– bu süreçlerin insan psikolojisini nasıl etkilediğini de incelemeye başlamıştır. Aslında bu tip çalışmalar psikoloji için bir dönüm noktası olmuştur.

Psikolojiyi psikoloji yapan ustaların saygın yeri sürekli var olacaktır ancak gelecekte bu alanda çalışacak bilim adamlarının yoğunlaşacağı alan belli gibi.

Psikoloji Ekolleri Nelerdir?

Eski dönemde bir hocayı takip edenlerin oluşturduğu psikoloji ekolleri kelimesinin günümüzdeki karşılığı psikoloji yaklaşımlarıdır. Alanında hatırı sayılır psikoloji çalışmaları yapmış olan bilim adamlarının oluşturduğu okullarda yetişen öğrenciler bu ekolleri şiddetle savunmuş ve hocalarının görüşlerini devam ettirmişlerdir. Kimi zaman ise hocasının öğretisini beğenmeyip ayrılan ve eleştirilerinde acımasız olan öğrenciler de çıkmıştır.

  • Yapısalcılık (Structuralism) Nedir?

Psikolojideki deneysel çalışmaların öncüsü konumunda olan Wilhelm Maximilian Wundt (1832 – 1920), psikolojinin insanı bir bütün olarak ele almasına şiddetle karşı çıkmıştır. Wundt, yaptığı deneysel çalışmalarda insan zihninin basit yapılara ayrılarak incelenmesi gerektiğini ve ancak bu şekilde anlaşılabilir sonuçlara ulaşılabileceğini söylemiştir.

Psikoloji ekollerinin ilki olarak tarihe geçen yapısalcı yaklaşım, psikoloji deneylerinin de yol göstericisi olmuştur. İnsanlar üzerinde gerçekleştirdiği deneylerde “içe bakış” yöntemini kullanan Wundt, deneklerin çeşitli duygusal senaryolar karşısında hissettiklerini, bizzat denek olan insanların söylediklerini not alarak çalışmasını tamamlamıştır. Bu çalışmalarının sağlam bir savunucusu da Titchener olmuştur.

Bu psikoloji deneylerinin sonucunda;

  • İnsan zihninin çeşitli bilişsel öğelerden oluştuğunu
  • Psikolojinin konusunun bilinç olması gerektiğini
  • Davranışların sistematik olarak incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.

Bu yaklaşıma en büyük tepki, insanların kendi içsel yaşantılarını yanlış aktarabilecekleri yönünde olmuştur. Yine de sadece “içe bakış” yöntemini kazandırdığı için bile oldukça değerli bir ekoldür.

Wundt psikoloji çalışmalarını; “Aklın ayırt edici özellikleri öznel kavramlardır; biz bunların sadece kendi bilincimizin elverdiği ölçüdeki içeriklerini bilebiliriz” şeklinde özetlemiştir.

  • İşlevselcilik (Fonksiyonalizm) Nedir?

Her yeni akımın bir önceki akıma tepki olarak doğduğu bilim dünyasında, aynı betimlemeyi işlevselcilik için de kullanmak yanlış olmayacaktır. Wundt’un oluşturduğu yapısalcı yaklaşıma karşıt olarak ortaya çıkan işlevselci yaklaşım psikoloji ekollerinin ikincisidir.

William James’in ( 1842-1910 ) önderlik ettiği, John Dewey’in savunduğu bu yaklaşım faydacı (pragmatist) felsefeden oldukça etkilenmiştir. Bilincin yapısını incelemek yerine işlevini incelemenin daha yerinde olacağını belirten James, zihinsel süreçlerin daha etkin olduğunu düşünmüştür. Özellikle beynin algılama, düşünme, öğrenme ve üretme gibi fonksiyonlarının, psikolojide esas olduğunun altını çizmektedir. İşlevselcilere göre bir muslukta önemli olan musluğun hangi parçalardan oluştuğu değil su akıtıp akıtmadığıdır.

Bu sayede insanın yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan işlevlerin önemli, diğerlerinin önemsiz olduğunu düşünmüştür. Özellikle insanın bilinçli seçimleri ile otomatik gelişen alışkanlıkları arasında önemli farklar olduğunu savunmuştur. Bu akım Amerikan psikolojisinin bireyci ve faydacı özelliğinin en belirgin yaşatıldığı akım olmuştur.

James; “ Bir seçim yapmanız gerektiğinde, seçmemek de bir seçimdir” diyerek insanın aktif bir yaşantısının olması gerektiğini ifade etmiştir.

  • Davranışçılık (Behavyorizm) Nedir?

Pavlov, Skinner ve Watson’un psikoloji deneylerinin ön planda olduğu davranışçı ekol, psikoloji literatürüne oldukça fazla terim eklenmesini sağlamıştır. Özellikle eğitim hayatındaki çocuklara, basit davranış örüntüsü kazandırma işlemlerinin hemen hemen tamamı davranışçı ekolden esinlenerek yapılmaktadır.

Psikolojinin temelini davranışa dayandıran ve asıl incelenecek şeyin zihin değil, davranış olması gerektiğini savunan bu ekol, uyarıcı-tepki-davranış üçlemesiyle birçok şeyin açıklanabileceğini belirtmektedir. Davranışın ortak özellik olarak insan ve hayvanda aynı süreci takip ettiklerini düşündükleri için tüm psikoloji deneylerini hayvanlar (fare ve köpek) üzerinde gerçekleştirmişlerdir.

Psikoloji ekolleri dendiği zaman hemen herkesin bildiği Pavlov’un köpek deneyi ile Skinner’ın fare deneyi işte bu akım altında gerçekleşmiştir. Pavlov’un köpeğine salya salgılamayı öğrettiği deneyinde uyarıcıya verilen tepkiler ön planda olmuştur. Skinner’ın ise aç bırakılan farenin öğrenme davranışı ile ilgili psikoloji deneyi programlı öğretime ilham kaynağı olmuştur.

Davranışçı ekol, Ivan Pavlov’un klasik koşullanma deneyleriyle, nötr uyarıcı, koşulsuz uyarıcı ve koşullu tepki kavramlarını kazandırmıştır. Klasik koşullanmanın en temel kavramları olan genelleme, ayırt etme, sönme, kendiliğinden geri gelme, bitişiklik, habercilik, birden fazla uyarıcıya koşullanma, gölgeleme, pekiştirme ve öğrenilmiş çaresizlik hep bu psikoloji çalışmalarının ürünüdür.

Watson’un öğrenilecek davranışlar hakkındaki; önceki davranış ile sonraki davranış arasında bağ olması gerektiği, tepkinin yerine getirilme sıklığının davranışa daha kolay dönüşebileceği gerçeği ve bir uyarıcıya karşı en son verilen tepkinin en kolay hatırlanacağı şeklindeki görüşleri, en modern öğretim programlarında dahi kullanılmaktadır.

Skinner’ın davranış öğrenme konusunda; küçük adımlar ile öğrenilmesinin kolay olduğu, öğrenecek kişinin konuya daha aktif katılması gerektiği, oluşturulan soruların öğrencilere başarı güdüsünü tattırma zorunluluğu, hataları anında düzeltme ilkesi, ilerlemenin dereceli ve mantık sınırları içerisinde olması gerektiği ve her bireyin farklı öğrenme hızına sahip olduğu ilkesi eğitim hayatında önemli yer tutmaktadır.

  • Bütüncül Yaklaşım ( Gestalt ) Nedir?

Psikolojide ekoller sıralamasında yine ilk akım olan yapısalcılığa karşı çıkarak yer edinmiş olan Bütüncül (Gestalt) Ekolü, bilincin ve davranışın tek tek değil, bir bütün olarak incelenmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu akımın temsilcileri Köhler, Koffka ve Wertheimer’dır.

Gestalt yaklaşımı bütünün parçalardan daha büyük bir anlam taşıdığını, psikolojinin de bu anlama odaklanması gerektiğini ifade eder. İç gözlem tekniğini kullanırken dış gözlem tekniğinin de yadsınmaması gerektiğini savunurken, düşünme süreçlerinde ilgi ve algının da incelenmesi gerektiğini söyler.

Gestalt ekolü davranışçılığın Amerika’da yaygınlaştığı bir dönemde Almanya’da ortaya çıkarak Avrupa’nın psikolojide uzak diyarlardan geride kalmayacağının sinyalini vermiştir.

  • Psikanaliz (Psikodinamik Yaklaşım) Nedir?

Psikoloji nedir sorusunun sanırım en iddialı cevaplarından birini oluşturacak akımı anlatalım şimdi. Ortaya attığı iddialarla psikoloji çalışmalarının sil-baştan değerlendirilmesine neden olan Psikanalitik yaklaşım, Sigmund Freud gibi bir dâhinin literatürde baskın bir yer edinmesini sağlamıştır.

Wundt’un ortaya attığı bilinç yapısının daha derinine inerek bilinç altı kavramını ortaya atan Freud, önceleri büyük bir tepkiyle karşılaşsa da, tarih ve bilim hak ettiği değeri kendisine kısa zamanda vermiştir. İlk kez bilincin altı teoremini bilim dünyasına bir bomba gibi bırakarak, alışılagelmiş psikoloji deneylerinin dışında bir performans göstermiş olan Freud’un takipçileri Alfred Adler, Carl Justav Jung ve Erik Erikson olmuştur.

Psikanalize göre insanın tüm davranışlarının sebebi bilinçaltında biriktirdiği düşüncelerdir. Yaşanmış tüm olaylar, trajediler ve anılar, insanın bilinçaltına yerleşerek, daha sonraki yıllarda davranışlarını ve tepkilerini etkilemektedir. Bu yüzden bireyin psikolojik gelişimi ölene kadar sürmektedir.

Psikoloji dünyasına serbest çağrışım, rüya analizi ve hipnoz tekniklerini kazandırarak önemli rol oynayan bu ekol, o kadar etkili olmuştur ki; günümüzde bile eleştirileri sürmektedir.

  • İnsancıl (Hümanist) Yaklaşım Nedir?

1950’li yıllardan itibaren özellikle Amerika’da insanı temel alan akım olarak ortaya çıkan Hümanizm, sadece psikolojide değil sanat dallarında da kendine yer bulmuştur. Carl Rogers, Abraham Maslow ve Charlotte Bühler, varoluşçu felsefenin de etkisiyle, insanın değerli olduğu ve psikolojinin amacının insanın yaşamına değer katmak olduğu düşüncesini savunmuştur.

İnsanı diğer canlılardan ayıran temel özellik olan bilinçli oluşu, davranışçı yaklaşımın insanı bir denek olarak kullanması fikrine şiddetle karşı çıkmasına neden olmuştur. Ancak diğer taraftan bu akım, daha önceki iki akım olan Davranışçı ekol ile Psikanalitik yaklaşımın harmanlanmış bir şekli olarak da tanımlanmaktadır.

İnsanın ihtiyaçlarına göre davrandığını, bilincinin onu değerli kıldığını, kendini gerçekleştirmek arzusunun en üst mertebe olduğunu ve insanın aktif bir yaşam sürmesi gerektiğini ifade eder.

  • Bilişsel Yaklaşım Nedir?

20. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan, Miller ve Neisser ile zirveye ulaşan Bilişsel yaklaşım, insan zihninin, duyum, algı ve anlama olarak bir sürece sahip olduğunu ve davranışlarına bu hızlı gerçekleşen sürecin yön verdiğini savunur.

Bilişsel yaklaşıma göre insan, etkiye tepki veren basit bir canlı olamaz. Bir uyarıcı ile karşılaştığında cognitive (bilişsel) sürecin başladığını, insanın önce beş duyu organı ile bu uyarıcıları duyumsadığını, sonra sinapsis bağlar ile bu duyumların beyne ilerlediğini, tanınmış bir şema var ise hemen anlamlandırıldığını (veya algılandığını), tanınmamış bir şema ise yeni bir öğrenmenin gerçekleştiğini; böylece hızlı ama fevkalade bir sistemin var olduğunu söyler.

İnsanı edilgen bir yapıdan, öğrenmeye teşebbüs eden, araştıran, meraklı bir yapıya dönüştüren yaklaşım, psikoloji biliminin ilk konusu olan bilince değer vermesi, aynı zamanda hümanist yaklaşım gibi insanı merkezine oturtması nedeniyle klasik ve modern yaklaşımların birlikte değerli olmasına yardımcı olmuştur.

Psikolojinin Alt Alanları Nelerdir?

Psikolojinin alt dalları, biraz daha özel alanlarda çalışan ve çalıştıkları alana göre isim alan dalları ifade etmektedir. Genel olarak 6 ana başlık altında incelense de, iyice derinleştirildiğinde yaklaşık 50 adet alt dal bulunmaktadır. Biz bu 6 ana başlığı inceledikten sonra psikolojinin alt dallarının en çok bilinenlerini aşağıya listeledik.

  • Gelişim Psikolojisi Nedir?

İnsanın gelişimi doğmadan başlamakta, ölene kadar sürmektedir. Bu geniş dönem, bebeklik, çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık olarak çeşitli dallarda incelenmektedir. Gelişim psikolojisi esas itibariyle bireyin yaşı ile nasıl davrandığı arasındaki ilişkiyi incelemektedir. İnsanın yaşına göre farklı uyarıcılara nasıl tepkiler verdiğini, hangi yaş grubunda nasıl bir davranış örüntüsüne sahip olduğunu inceleyerek, tüm gelişim dönemlerinin karakteristik özelliklerini otaya sermektedir.

  • Fizyolojik Psikoloji Nedir?

İnsanın anatomik yapısının psikolojisi ile ilişkisi inceleyen bu alt dal, tüm fizyolojik yapının insan davranışları üzerinde ne gibi etkileri olduğunu araştırır. Vücudun hormonal düzeninin ve hastalıkların insan psikolojisine etkisini inceler ve sonuçlarını genellemeler halinde yayınlar.

  • Deneysel Psikoloji Nedir?

Psikolojik süreçlerin incelenmesini konu edinen deneysel psikoloji, insan merkezli psikoloji anlayışı yerine biraz daha doğa bilimleri gibi çalışan bir psikoloji alt dalıdır. Psikolojinin tüm alt dallarıyla ilgili deneysel çalışmalar yaparak gerekli istatistikleri sağlar ve diğer alt dalların bu verilerden faydalanmasına imkân verir.

  • Kişisel Psikoloji Nedir?

Bireyi diğer bireylerden ayıran tüm özellikleri konu edinen kişisel psikoloji, kişilerin nevi şahsına münhasır niteliklerini inceler. Birey psikolojisi birçok şeyden etkilenir ve özünde birçok ortak tepki gösterebilirken, duruma ve şartlara göre gösterdikleri davranışlar değişebilmektedir.

  • Klinik Psikoloji Nedir?

Psikolojik vakaların hastalık boyutunda olanlarının klinikte incelenmesi, bu hastalıkların tedavileri hakkında derinlemesine araştırmalar yapılması anlayışı ile hareket eden klinik psikoloji, ağır vakaların klinikte yatırılmak suretiyle çözümlendirilmesi yöntemini benimser. Bu psikoloji alt dalı hem araştırma hem de tedavi amaçlı çalışmaktadır.

  • Sosyal Psikoloji Nedir?

Bir birey olarak insanın kendi iç dünyasından ziyade bir de diğer insanlarla paylaştığı büyük bir dünya vardır. İnsanın bu büyük dünya içindeki halini araştıran sosyal psikoloji, grubun içindeki insanı inceler. İnsanın sosyal ortamlardan nasıl etkilendiğini, bunun davranışlarına nasıl yansıdığını, sosyalleşme sürecinde hangi psikolojik aşamalardan geçtiğini incelerken sosyoloji biliminden de faydalanır.

Tüm bu alt dallarından başka;

  1. Örgüt psikolojisi
  2. Çocuk psikolojisi
  3. Endüstri psikolojisi
  4. Eğitim psikolojisi
  5. Din psikolojisi
  6. Öykü psikolojisi gibi alt dalları da bulunmaktadır.

Siz de “Psikoloji nedir?” sorusunun cevabıyla ilgili düşüncelerinizi yazının yorum kısmında bizimle paylaşabirisiniz.

Bu da var!

Kalp Kırıklığı Beynimizi 3 Şekilde Etkiliyor?

Eğer kalbiniz kırıldıysa beyniniz de kırılmıştır. Kalbinizin kırılması dramatik duygusal acılara neden olur. Onu göğsümüzde, …

2 Yorum

  1. Yazı için teşekkür ediyorum. Çok işime yaradı.

  2. Ben psikoloji ikinci sınıf öğrencisiyim. Yazı bence çok güzel. Çok ayrıntılı olmuş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir