Ana Sayfa / Köşe Yazıları / Sosyal Medyanın Mutluluğunuzu Etkilemesine İzin Veriyor musunuz?

Sosyal Medyanın Mutluluğunuzu Etkilemesine İzin Veriyor musunuz?

Dünyada 2 milyara yakın insan sosyal medyayı kullanıyor. ABD nüfusunun ise yüzde 80’inin en az bir sosyal medya profili var. Bu yüzden sosyal medya dünyayı ele geçiriyor. Hatta ABD’de bir kişi ortalama 5 sosyal medya hesabına sahip ve bu medyalarda gezinirken günde 20 dakika veya 30 dakika harcıyor. Sosyal medyalar içerinde ilk sıraları Twitter, Facebook, Linkedin ve Instagram alıyor. Hatta daha da güzeli evcil hayvanların bile kendi Facebook ve Instagram hesapları var ve binlerce takipçileri bulunuyor.

Ülkemizde bu konuya ilişkin boylamsal bir araştırma yok ancak gerçek şu ki; en çok sevilenleri, izleyenleri veya yorumları görmek, en iyi videoları, fotoğrafları ve durum güncellemelerini izlemek için adeta bir yarış içerisindeyiz. Sosyal medya çılgınlığı altında, aslında tabir-i caizse ekonomik ve fikirsel olarak sefalet içinde yaşıyor olsak bile, hayatımızdaki en iyi anları vitrine çıkarmaya çalışıyoruz.

Hayatlarımızı diğerleriyle sürekli karşılaştırdığımız bir dünyada yaşıyoruz ve kendimizi mümkün olan en iyi biçimde sunmaya çalışmakla meşgul olduğumuz için, yenilgilerimizin, zorluklarımızın, başarılarımızın ve çabalarımızın farkına varmıyoruz. Derin bir nefes alarak rahatlamak, gevşemek ve dünyadan kısa bir süreliğine de olsa kopmak için biraz zaman ayırmıyoruz.

İnsanlar sosyal medya hesaplarında nadiren günlük mücadelelerini yayınlamakta; çünkü toplumsal olarak sadece en iyi anlarımızı orada sergilemeye koşullanıyoruz.

Sosyal medya siteleri farklı coğrafyalarda ve farklı saat dilimlerinde yaşayan insanların birbirleriyle iletişim kurmasını sağlar. Peki insanlar dünyanın değişik bölgelerindeki sevdikleri ve arkadaşlarıyla temas kurarken sosyal medya bir bağımlılık haline gelebilir mi? İnternette kendinizi ifade etme, özgüveninizi gereksiz ve sağlıksız bir şekilde arttırır mı?

Her paylaşımda pozitif geribildirim açlığı çekme

Her sabah Facebook profilinizi kontrol edip, dün paylaştığınız şeylerin beğenilme oranını takip etme rutin bir işlem haline gelmiştir. Beyin bir müddet sonra sosyal medyada paylaşılanların otomatik olarak pozitif geribildirim için koşullayıcı olduğunu gösteriyor. Yani paylaştığınız şeyler için beyniniz olumlu şeyler, beğeniler vb. beklemeye başlıyor. İlginç yanı beğenilme durumuna göre mutlu veya mutsuz oluyoruz.

Ancak kabul etmek gerekir ki, olumlu geribildirim karşı çıkılması zor bir şehvettir ve insanları sosyal medyaya bağımlı kılabilir. Sosyal medyadaki durum güncellemeleri ve paylaşımlar çoğu zaman, o kişinin gerçek hayatının uzağındadır.

Anında beğenilme açlığı

Sosyal medya hesaplarınızdan yaptığınız paylaşımların beğenilme oranları tabi ki önemli ancak daha da şehvet içeren diğer şey anında beğenilme. Paylaştığınız bir durumun, fotoğrafın veya videonun anında beğenilmesi, takip edildiğinizi, ilgi çektiğinizi ve takdir edildiğinizi gösterir. Tabi ki bu sağlıklı olmayan bir düşünce tarzı. Anında beğenme refleksi gösteren kişilerin iş hayatlarında nasıl başarılı olduklarını veya evdeki işleri nasıl yetiştirdiklerini merak ediyorum açıkçası.

Bu durum kullanıcıların sürekli olarak kendilerini başkalarıyla karşılaştırmalarına ve kendi yaşamları hakkında daha az düşünmelerine yol açabilir. Kıskançlık ve düşük benlik saygısı gibi olumsuz duygulara neden olabilir.
Öyle görünüyor ki gençler daha çok etkileniyor. Araştırmalar sosyal medyayı günde iki saatten fazla kullanan gençlerin depresyon veya anksiyete gibi zihinsel sağlık problemlerine yönelik eğilimleri olduğunu gösteriyor. Doğrudan bir nedensellik gösterilmemesine karşın, kanıtlar ve sosyal etkiler gençlerde depresyon ve sosyal ağlar arasında bir korelasyon gösteriyor. Depresyon veya kaygı gibi durumlar anlık haz ve düşük benlik saygısı veya siber zorbalık nedeniyle olabilir.

Zihinsel sağlık sorunları olan gençlerin kendilerini izole ve yalnız hissettikçe, sosyal medya üzerinden etkileşimi arttırmalarıyla ilgili de olabilir.

En Önemli Şey Nedir?

Sosyal medya farklı dünyalardan inanları bir araya getirebilir. Facebook gibi sitelerin sunduğu imkanlar, özellikle uzakta yaşayan sevdiklerinizle bağınızın kopmasını engelleyebilir. Hiç yoktan iyidir diyerek, en azından yakınlarınızın neler yaptığını görerek özlem giderebilirsiniz. Ancak olumsuz yönü düşünüldüğünde, aynı sınırlar ve şehirler içinde yaşayan insanların bile teknoloji yüzünden artık birbirleriyle yüz yüze görüşmeyi unuttukları görülmekte. Bu da yüz yüze iletişim becerisinin azalmasına neden olmakta.

Teknoloji ve sosyal medyayla yoğun bir mesai geçirdiğinizde, günün sonunda aklınızdan şunu çıkarmayın; insanlarla iletişim kurma, onların yüreğine dokunma ve samimiyet olarak kalıcı olma, gerçek ve güvenilir ilişkiler geliştirme ancak ve ancak birebir iletişimle mümkün olmakta. İnternetten tanışıp evlenenlerin anlık haz ile karar verdikleri ve sonunda mutsuz oldukları, sosyal medyadan veya şiddet içeren oyunlardan dolayı tanışan zihniyeti bozuk insanların istismar ve şantaj olaylarını gerçekleştirdikleri, dolandırıcıların ve sanal mutluluk vaat edenleri amaçlarına çok kolay ulaştıkları görülmektedir.

Tüm bunlar yüzünden belirli işlerinizi yaparken teknolojiden ve sosyal medyadan uzak durun. Dışarıya yemeğe çıkarken, ailenizle otururken, misafir ağırlarken vb. gibi belirli durumlarınızda sosyal medyayı bir kenara bırakın. Hatta durum çok ciddi ve bağımlılık durumunda ise sosyal medyalarınızı telefondan silin. Bir uzmandan yardım isteyin.

Gerçek mutluluk istiyorsanız sosyal medya ile aranıza sınır koymak zorundasınız.

Bu da var!

Hayat’a Renkli Tarafından Bakın!

Günlük yaşantımızda hepimizin hayatında iyi veya kötü durum/olaylar olabiliyor. Kritik olan bu iyilik veya kötülüklerin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir